Ekonomistlerin Durumu: Özgüvenin Gücü

Kaynak: The Economist

Çeviren: Ferruh Keleştimur

İngiliz ekonomist John Maynard Keynes ‘’Eğer ekonomistler bir diş doktoru kadar mütevazı ve işlerinin ehli olsalar idi çok daha iyi olabilirdi” der. Keynes’in bu tespitinin tam aksine ekonomistler, finansal krizleri tahmin etmedeki müşterek başarısızlıklarına rağmen, hala etkili ve güçlü olmaya devam ediyorlar. Gazete köşelerinde yazıyorlar, siyasetçilere yol gösteriyorlar ve bunun yanında başka dallardaki akademisyenlere nazaran çok daha fazla sayıda iş adamına pahalı danışmanlık hizmeti sunuyorlar. Bir araştırma bu durumun nedenlerini bulmaya çalışıyor.

Araştırmanın yazarlarına göre durumun sebeplerinden biri ekonomistlerin kendilerini üstün görmeye başlamasıdır. Şöyle ki 1986’da yapılan bir araştırmada, Harvard Ekonomi yüksek lisans öğrencilerinin % 9’u ekonomi biliminin diğer sosyal bilimlere oranla çok daha gerçek anlamda bilim vasfına sahip olduğunu düşünüyorlardı. Fakat matematik biliminin ekonomideki kullanımı arttıkça ekonomistlerin özgüveni de artmış ve 2003’e geldiğimizde bu savı destekleyen, Harvard’daki yüksek lisans ekonomi öğrencilerinin oranı 54% olmuştur. Ekonomi doktorası öğrencileri arasında popüler olan econjobrumors.com adlı bloğu incelediğimizde de blog yazarlarının diğer dalları ne kadar küçümsediğinin örneklerini görebiliriz. Örneğin blog yazarı bir ekonomi aşığı şöyle belirtiyor: “Sosyologlar çok fazla bir çaba sarf etmeden ve zahmet çekmeden çok önemli fikirler ve düşünceler hakkında araştırma yapan insanlardır”.

Araştırmanın yazarlarına göre ekonomistler kendilerine olan bu denli özgüveni daha incelikle ve ustalıkla da gösteriyorlar. Zira American Economic Review dergisine baktığımızda en popüler 25 siyaset bilimi dergisinden yapılan atıf ve alıntı sayısı, American Political Review dergisinin en popüler 25 ekonomi dergisinden yaptığı alıntı sayısının beşte biri kadardır. Aynı şekilde başka bir çalışma, Amerika’daki ekonomi profesörlerinin, başka dallardaki meslektaşlarına oranla disiplinler arası bilgiye, salt tek bilimin ürünü olan bilgiden daha az değer verdiklerini ortaya koyuyor.

Araştırmanın yazarlarına göre garip olan şey şudur ki, nedense biz, ekonomistlere hemen hemen onların kendilerine güvendikleri kadar güveniyoruz. Gazeteciler ve politikacılar güçlü argümanların ve yalın cevapların peşinden giderler. Çoğu akademisyen sessiz tiplerdir: örneğin tarihçiler acaba geçmişten bir şey öğrenebilir miyiz sorusunun peşindedirler. Halbuki iktisat tarihçisi Deirdre McCloskey “bir ekonomist, kabile büyücüsü edasıyla, gelecek ay faiz oranının 56 baz puan artacağını ya da tarımsal teşviklerdeki düşüşün İsviçre’nin milli gelirini % 14.8 arttıracağını kendinden emin olarak söyleyecektir.”, demekte ve eklemektedir: “tabi ki uygun bir ücret karşılığında”.

Araştırmanın tamamı için tıklayınız.

Orjinal Metin: The power of self-belief

Yorum Ekleyin

Yorum yapmak için tıklayınız