Mülteciler ve Ekonomi: Tarihten Dersler

Yazar: Abdul Alasaad

Çeviren: Burak Sezgin

Vietnam, Küba, Rwanda ve Suriye mülteci krizlerinden neler öğrenebiliriz?

Suriyeli mülteciler Avrupa kıtasına yaklaşmaya başladıkça, “mülteci akını” üzerine tartışmalar medyayı sarmaya başladı. Tabi medyada “mülteci krizi”nin yanında mültecilerin krizi pek de yer bulamıyor.
Bazıları ulusal güvenlik endişelerini kullanarak sınırların kapatılmasını haklı çıkarmaya çalışırken, bazıları da “Sınırlarımızı açmaya gücümüz yetmez.” diyerek ekonomik gerekçeleri öne sürüyor.

Bu yazıda mültecileri kabul etmek için etik sorumluluğumuzla ilgili ahlaki bir argümandan bahsetmeyeceğim (Nasılsa ekonomik sebepleri kullanarak mülteci alımını sınırlamaktan bahsedenlerin ahlaki muhakeme ile ikna olması pek de makul gözükmüyor).Onun yerine, genel olarak mülteci ekonomisinden, özelde de Suriyeli mültecilerin durumundan bahsedeceğim.

Suriye mülteci krizi 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en kötüsü olsa da, tarih insanların barış ve güvenlik yolunda botlarla denize açılarak hayatlarını tehlikeye attığı sayısız örnekle dolu. Neyse ki bu örneklerin birkaçı ekonomistler tarafından incelemeye tabi tutulmuş.

Saygon’un Batı yanlısı rejiminin 1976’da düşmesinden sonra, ABD Vietnam kıyılarından bot ile tehlikeli bir yolculuğa katlanan yarım milyondan fazla Vietnamlıya kapılarını açtı. Amerikanlar, tıpkı şimdiki gibi bu mültecilerin ABD’deki sosyal güvenlik sisteminden nemalanacağından endişeliydi. “Alacaklardı, fakat geri vermeyeceklerdi”. Bugün ise çoğu ikinci nesilden olan Vietnamlı Amerikanların işsizlik oranı ulusal işsizlik oranından daha düşük ve ortalama gelirleri ABD ortalamasından daha yüksek.

1980 Mayıs’ında Küba ekonomisi, Castro ve ABD arasındaki gerilimden dolayı hızlı bir çöküş yaşadı. Bunun sonucunda 125 bin Kübalı küçük botlarla Miami’ye iltica etti. Bu mülteciler Miami’nin işgücünde %7’lik bir büyümeye yol açtı. Ama ekonomistler bu rakamın maaşlar ve işsizlik oranı üzerinde hiçbir etkiye yol açmadığını hesapladı. Mülteciler sadece işgücünü büyütmedi, aynı zamanda tüketici tabanını da genişletti.

28 Nisan 1994’te Rwanda ve Burundi Devlet Başkanlarını taşıyan uçağın düşmesiyle başlayan Rwanda soykırımının bir sonucu olarak yaklaşık yarım milyon Rwandalı bir hafta içinde Tanzanya’ya göçtü. Bu mültecilerin ekonomiye etkisini ölçen ekonomistler, Tanzanya’nın bir zarar görmediğini buldular. Hatta Tanzanya ekonomisi bu mülteciler ve tasarruflarının yerel ekonomiye girişi ile net olarak pozitif yönde etkilenmişti. Ayrıca ekonomistler yeteri büyüklükte mülteci bir ülkeye girince artan toplam talep ile birlikte ekonomide yeni iş kolları gelişmeye başladığının farkına vardılar.

Bugün Suriye’de devam eden istikrarsızlığın bir sonucu olarak Lübnan benzeri bir akınla karşı karşıya. Yaklaşık 2 milyon Suriyeli mültecinin girişi sonucunda ülkenin nüfusunun yaklaşık %25’i mültecilerden oluşuyor. Üstüne tuz biber olarak da Suriye’deki karışıklık, Lübnan’ın en önemli endüstrilerinden turizmde de sert bir düşüşe neden oldu. Yine de bunca karmaşa içinde Dünya Bankası Lübnan’ın 2016’da %2.5 büyümesini bekliyor. Bu oran 2010’dan bu yana ülkedeki en büyük büyüme oranı.

Yaklaşık 1 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Ürdün de büyüme yolunda. IMF’ye göre Ürdün ekonomisi bu yıl yaklaşık %2.6 büyüyecek. Aynı durum 2 milyondan fazla Suriyeli mülteci barındıran Türkiye için de geçerli. TCMB Başkan Yardımcısı maaşlar ve istihdamın ülkeye daha çok mülteci girdikçe arttığını açıkladı.

Avrupa Komisyonu bile devlet harcamaları yoluyla (Almanya 2016’da mülteciler için yaklaşık 20 milyar dolar harcayacağını tahmin ediyor) Suriyeli mültecilerin 2016’da Avrupa ekonomisine yaklaşık olarak yüzde çeyrek katkıda bulunacağını tahmin ediyor. Yüzde çeyreklik bir net katkı çok da büyük gözükmeyebilir; ancak en azından Suriyeli mülteciler Avrupa’da büyümeyi artırıyor, zannedildiği gibi yavaşlatmıyor. Bu da Avrupa’nın daha fazla mülteci kabul etmekten fayda görebileceğini gösteriyor.

Vietnamlı olsun, Kübalı olsun, Rwandalı olsun, Suriyeli olsun; mültecilerin ekonomiye pozitif katkısı şaşırtıcı değil. Basitçe Keynesyen iktisatın bir örneği. Mültecilere kapıyı açmak kamu harcamalarını ve toplam talebi artırıyor. Çoğu ahlaki seçime kıyasla Suriyeli mültecileri kabul etmek kolay bir tercih olsa gerek. Keza hem ahlaki sorumluluğumuzu yerine getirmemizi sağlıyor, hem de ekonomik menfaatlerimizi koruyor.

Not: Yazar daha fazla Suriyeli mülteci kabul etmenin ulusal güvenlik ve entegrasyon problemleri yaratabileceğinin tamamıyla farkında. Bu yazı bu endişeleri minimize etmek amacıyla yazılmamış olup, sadece mültecileri kabul etmenin ekonomik sonuçları ile ilgili bazı hatalı inanışlara cevap niteliğindedir.

Orjinal Metin: ineteconomics.org

Yorum Ekleyin

Yorum yapmak için tıklayınız