Ömürlük İlim Yolculuğu

 

Yazar: Serdar ŞAHİN

İlim yolculuğu ömürlük bir yolculuktur. İlme talip olanların yola yolculuğun ömürlük olduğunu bilerek çıkmaları iktiza eder. Hayatın en çarpıcı en öğretici gerçeklerinden biri de hicrettir. İnsan için içe ve dışa doğru hicret etmek daha önce görmediklerini görmek, duymadıklarını duymak, tatmadıklarını tatmak anlamına gelir. Kafaları her daim fikirlerle kelimelerle, kalpleri insana, hayata ve var oluşa dair meselelerle meşgul olanlar içinse daha bu süreç daha çetin bir süreçtir.

Hakikat aşkıyla yaşamış, saf bilginin peşinde ömrünü tamamlamış olan büyüklerin hayatlarına küçük bir bakış bile hicretin hikmetini ve bereketini anlamaya yetecektir. Platon hocası Sokrates’in baldıran zehri içmesinin ardından Atina’dan ayrılmış o dönemin önemli ilim merkezleri Meraga, Mısır, Güney İtalya ve Sicilya’ da yaşamış Atina’ya uzun yıllar sonra dönebilmişti. Aristo Büyük İskender’e hocalık yaptığı yıllar boyunca Makedonya’da kimbilirneler yaşamıştı ? Kitabu’lİber müellifi, Tunuslu İbn Haldun Endülüs’te, Mısır’da, Şam’da yaşamış ikbal günlerini de hapishaneyi de tecrübe etmişti. Tus’tadoğup  Gazali, Cürcan,Nişabur,Bağdat ve Şam’da doğan güneşlere batan güneşlere şahitlik etmiş dünya hayatı yine Tus’ta sona ererken hem içe doğru hem de dışa doğru hicretin ilim yolunda ne denli önemli olduğuna ve 53 yıllık bir ömrün ne kadar bereketli yaşanabileceğine timsal olmuştu. Misalleri arttırmak çok kolay ama anlamsız.

Son iki yüzyılın dünyası ise bambaşka bir dünya. Sanayi Devrimi her şeyi dönüştürdüğü gibi (b)ilim anlayışını da  dönüştürdü. Diğer taraftan dönüşen (b)ilim anlayışının sanayi devrimini ortaya çıkardığını ifade etmemiz gerekiyor.Teknoloji devrimi ise birkaç on yıldır zaman/mekan algısını alt üst edecek kadar yeni bir duruma yol açtı. Sorunlar da imkanlar da küreselleşti. Dünya tortop oldu. Yollar artık Londra, New York, Berlin ve Tokyo’ya çıkıyor. Uzak ve yakın gurbetler iç içe geçmiş durumda.

Gurbet pek çok çağrışımı peşinden sürükleyen bir kelime. Gurbetin hicran boyutu çok mühim elbette. İnsanın tüm sevdiklerinden, kendisini kendisi yapan hemen hemen herkesten ve herşeyden uzağa savrulması gibi bir tecrübeye dönüşebilir gurbet. Mecburiyet veya gönüllülük de belirleyici bu konuda. Ancak ben hicran boyutundan çok imkan boyutuna odaklanmak istiyorum. Zaten ‘Ne çok acı var’ (Cahit Zarifoğlu)dediğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Umut etmeye çok ihtiyacımız var demek istiyorum. Zorlukların insanı güçlendirdiği bilinen bir gerçek. Gurbet de insanı  zorlayarak yeni kapılar açan ve ufkunu ötelere taşıyabilen bir tecrübe.   Yurt dışında eğitimlerini sürdüren arkadaşlarıma adıyorum bu yazıyı. Onların da gurbetin hicran boyutuna değil imkan boyutuna bakmalarını ve ‘Kavuşmak nasıl olmaz mademki ayrılık var?’ diyerek anı yakalamaya çalışmalarını istiyorum. Tabi içimize doğru hicretimizi, kendimizi arayışımızı ihmal ve örneklerini sıraladığımız büyüklerin tecrübelerini göz ardı etmeden. Dönecek vatanı ve dönmeye imkanı olanlar için gurbet de güzeldir. Hakkını verebilenler için görmediklerini görmek, duymadıklarını duymak, tatmadıklarını tatmak anlamına gelir. İlim yolculuğu zamanla  mekanla mukayyet olmayan ve bereketi ömürlerce süren bir yolculuktur. Önce refik sonra tarik bilenler Hac yolundaki karıncalar misali birbirlerinin ayak izlerini takip edeceklerdir.

 

Yorum Ekleyin

Yorum yapmak için tıklayınız