Yaşlı Gelecek

612088-hopeof-1380654062-640-640x480

Yazar: Brigitte Miksa

Çev.: Kadir Yıldırım

Toplumlarımızın yaşlanması 20. yüzyılın en büyük başarı öykülerinden bir tanesidir. Son yüz yılda, yüz milyonlarca insanın hayatına 30 yıldan fazla yaşam eklendi. Bu kutlanmaya değer bir başarıdır; ancak birçok toplumun rekor bir hızla yaşlandığını ve artan ömür sürelerinin beraberinde önemli uzun vadeli iktisadi sonuçlar doğurduğunu da göz önünde bulundurmalıyız.

Geçen yıl (2014), OECD dünyanın tahminlerin üstünde bir oranla yaşlandığına ve bunun yıllık küresel iktisadi büyümeyi ortalama %3.6’dan, 2050’den 2060’a kadar geçecek sürede %2.4’e düşürebileceğine dair bir uyarıda bulundu. Özellikle OECD ülkeleri iki demografik şokla sarsılacak. Sadece toplumları yaşlanmakla kalmayacak; zengin ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki azalan gelir farklılıkları göç dalgalarını daha da yavaşlatarak, Euro bölgesinde işgücünü %20 ve Amerika’da %15 azaltacak.

Nüfus araştırmacıları, toplam nüfusta 65 yaş üstü nüfusun payına göre ülkeleri 4 kategoriye ayırmaktadır: genç (65 yaş ve üstünün %7’den az olduğu ülkeler); yaşlanan (%7-13 arası); yaşlı (%14-20 arası) ve süper yaşlı (%21’den daha fazla). Bugün Almanya (%21), İtalya (%22) ve Japonya (%26) olmak üzere sadece 3 ülke süper yaşlı toplumlar olarak kategorize edilmektedir. Bulgaristan, Finlandiya, Yunanistan ve Portekiz’in de gelecek 5 yıl içinde bu kategoriye dahil olması beklenmektedir. Takip eden 10 yılda Avrupa yaşlanmaya devam edecek; Avusturya, Fransa, İsveç ve İngiltere’nin de arasında olduğu 17 ülke Kanada, Küba ve Güney Kore ile birlikte süper yaşlı kategorisine dahil olacaktır.

Bu fenomeni daha da dikkat çekici kılan şey, bu yaş geçişlerinin yaşandığı bölgelerdir. Fransa 1850 yılında genç bir ülkeden yaşlanan bir ülke olmaya geçtiğinde Amerika’da kölelik halen yasaldı, ampul icat edilmemişti ve Almanya henüz birliğini kuramamıştı. Ülkenin yaşlı bir ülke olması ise 130 yıllık bir süre sonrası 1980’de gerçekleşti. Fransa’nın 2023 yılında süper-yaşlı bir ülke olacağı tahmin edilmektedir.

Yıllar boyunca Japonya’nın dünyanın en hızlı yaşlanan nüfusuna sahip ülke olduğu kabul edilmiştir. 1960’ların başında G-7 ülkeleri arasında en genç nüfusa sahip olan ülke, 2008’de dünyanın en yaşlısı haline gelmişti. Fakat eğer bugünkü nüfus projeksiyonları gerçek olursa, birçok ülke Japonya’dan neredeyse 10 yıl kadar kısa bir süre ile bu geçişi yaşayacaktır.

Bugün dünyanın en hızlı yaşlanan ülkesi Güney Kore’dir. Güney Kore 1999’da yaşlanan bir toplum haline gelmişti. 2017 yılında yaşlı, 2027 yılında ise süper-yaşlı bir toplum olması beklenmektedir. Diğer bir deyişle, Güney Kore 30 yıldan kısa bir sürede Fransa’nın neredeyse 175 yılda yaşadığı bir dönüşüme maruz kalmış olacaktır. Ve de Güney Kore en hızlı yaşlanan ülke olurken, Bangladeş, Singapur, Tayland ve Vietnam’ın da aralarında olduğu bir grup ülkeye de bu süreçte öncülük edecektir.

Halen genç olarak kategorize edilen İran, en hızlı yaşlanan ülke konumuna aday bir başka ülkedir. Yaşlanma, artan hayat süresi beklentilerinin ve düşen doğum oranlarının bir sonucudur. Doğum oranlarındaki düşüşün hızı dünya çapında dramatik bir şekilde olmuştur; İran’da ise çok daha şaşırtıcı hale gelmiş ve 1984’te kadın başına 7 çocuktan 2006’da 1.6 çocuğa düşmüştür. Çalışan yaşlardaki nüfusun azalması ve yaşlı nüfusun artmasıyla bu durum doğal olarak uzun vadeli önemli iktisadi sonuçlar doğuracaktır. İran’ın 2020 sonrasına kadar genç kalması beklenmektedir, ancak bu dönemle birlikte 30 yıldan kısa bir sürede süper-yaşlı bir ülke haline gelecektir.

Hal böyle iken, yaşlanmanın her türlü olumsuz iktisadi etkisi karşısında, alternatifleri de düşünmek önemlidir. Sierra Leone, Lesotho, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Zimbabwe gibi ülkeler gezegendeki en düşük hayat süresi beklentilerine sahip ülkelerdir. Kıtlık, yolsuzluk, çatışma, temiz su ve eğitime erişim, AIDS ve Ebola gibi birçok tehditle mücadele etmektedirler. Toplumun hızlı bir şekilde yaşlanması ise bu ülkelerin karşı karşıya kaldığı sorunlardan birisi değildir. Dolayısıyla yaşlanan nüfus bir problem olabilir, ama hepsinden öte, sahip olunabilecek iyi bir problemdir.

Kaynak: The Future is Old

Yazar/Çevirmen Hakkında

Kadir Yıldırım

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler