Zaman, İktisat Politikasında İnovatif Düşünme Zamanıdır

Yazar: Arjo Klamer*
Çeviren: Ayşe Keskiner Musullugil

CBS (Hollanda Merkezi İstatistik Bürosu) ve DNB (Hollanda Merkez Bankası)’nin verilerine göre, krizin sonunu gösteren ışık parlamaya başlamıştır. Ancak Krugman ve Reinhart gibi iktisatçılara göre, Avrupa ve Hollanda hala krizden çıkmış değil. Arjo Klamer’a göre, bu ekonomistler krize fazlasıyla kalıplaşmış gözlüklerle bakmaktadır. Tam da kalıpların dışına çıkılması gerekirken, standart ekonomistler standart çözümlerle gelmektedir. Oysa Avrupa Birliği’nin de içinde bulunduğu ekonomilerde yeni yaklaşımlar geliştirmek için inovatif düşünmeye ihtiyaç vardır.

KARAMSAR ÇIKAN SES

Paul Krugman’ın Avrupa ekonomisi konusunda ki yaklaşımı olumsuzdur. Krugman’ın, yüksek bir ücret karşılığı yaptığı yorumlarda, ekonomik hastalığın Avrupa ülkelerine verdiği halsizliğe henüz bir çare tespit edemediği görülmektedir. Diğer bir meslektaşı, Harvard’lı ekonomist Carmen Reinhart da Krugman’dan daha iyimser değildir. Avrupa ekonomisinin, Japonya’ya benzer şekilde, uzun vadeli bir durgunluk ve deflasyon dönemi yaşamasından korkulmaktadır. Yüksek derecede işsizlik, artan fakirleşme, sıfır veya yetersiz ekonomik büyüme, inovasyonda geri kalmışlık, süreklilik gösteren borç problemleri ve kötü bankacılık, bizlere bir süre daha sıkıntı vermeye devam edecektir.

STANDART EKONOMİSTLER

Verilen bu mesajdaki umutsuzluk hiç bir şekilde hoşuma gitmese de, finansal kriz ve Avro’nun sonuna ilişkin yapılan dikkat çekici gözlemlerin uyku rehaveti içinde olanlara karşı bir uyarı olduğu da gayet açıktır. (Ekonomi) kazanının basıncında gözlemlenen büyük tehlike, politikacıları çözüm aramaya zorlamaktadır. Bu nedenle, Krugman ve Reınhart’ın verdiği mesaj gerçekten önemlidir. Ancak aynı zamanda, Krugman ve Reinhart, standart ekonomistlerin ne kadar az inovatif olduklarını ve standart çözümlerle geldiklerini de açıkça ortaya koymaktadırlar.

Krugman, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin geçen hafta (5 Haziran 2014) faiz oranlarını düşürme kararının bir işe yaramayacağını düşünmekte, bunu umutsuz bir önlem olarak nitelemektedir. Aslında, görünen o ki, Avro krizi nedeniyle ortaya çıkan ve “Draghi Çözümleri” olarak bilinen uygulamaların negatif etkisini gidermek için bu tip önlemlere ihtiyaç vardır.

micro-macro-economicsAMB (AVRUPA MERKEZ BANKASI)’NİN YAPTIĞI MUCİZE DEĞİL
Haziran 2012’de Draghi, Avro’yu ayağa kaldırmak için her şeyi, ama her şeyi yapacağını ilan etmiştir. Bu her derde deva bir ilaç gibi olmuştur; Güney (Avrupa) ülkelerinde devlet tahvili faizlerinin doğrudan düştüğünden ve finansal piyasaların bir kez daha sakinleştiğinden bahsedilebilir. Şimdi, biz ekonomistler, her derde deva bir ilacın olmadığını ve her çözümün bir bedelinin olduğunu öğreniyoruz. O zaman akıllara gelen soru; bu müdahale için ödenecek bedelin ne olduğu idi. Bu bedel artık belli olmuştur; özellikle ihracatçılara ama aynı zamanda emeklilere de bir maliyet çıkmıştır. Dahası faiz, güney (Avrupa) ülkelerini reformlar için gerekli teşviklerden de mahrum etmiştir.

Draghi çözümleri olarak adlandırılan uygulamaların doğrudan etkisi nedeniyle, güney ülkelerinin borç senetleri, bankalar ve diğer kesimler için aniden ayrı bir çekicilik kazanmıştır. Draghi, verdiği sözlerle risklerin üzerini örttüğünden, bankalar ve diğer ilgili kesimler hiç bir risk taşımadan yüksek faizli kağıtlardan satın alabilmişlerdir. Beklenmeyen etkilerden birisi, yurt dışı sermayenin artan miktarda hücum etmesiyle, Avro’nun değerinin yükselmesi olmuştur. Avro bölgesi dışına mal ve hizmet ticareti yapan şirketler, yüksek değerli Avro’dan dolayı zorluk çekmişlerdir. Sürekli bütçe kısıntıları ile birlikte pahalı Avro sonucu, ekonomik büyümede gerçek bir yeniden yapılanmanın söz konusu olmaması şaşırtıcı değildir.

Bu arada devamlı düşük faiz, ülkemizdeki (Hollanda) tasarruf sahipleri için ve şüphesiz uzun yıllar oldukça düşük bir getiri alacak olan emekli fonu sahipleri için talihsizliktir. Draghi çözümleri, kendi problemlerini ortaya çıkararak yeni önlemlere olan ihtiyacı beraberinde getirmiştir.  5 Haziran 2014’de, Draghi’nin gerçekleştirdiği operasyon, sonuç olarak daha önceki Draghi çözümlerinin neden olduğu durumları tersine döndürmek için gösterilen bir çabadır.  Ancak AMB’nin daha fazla faiz indirimine gitmesinin bankaları daha fazla kredi kullandırmaya teşvik edecek olması da şüphe uyandırıcıdır. Krugman bu duruma hiç inanmamaktadır. Bir atı suya götürebilirsin ama suyu içmesine zorlayamazsın. Sağlıksız bir ekonomide girişimciler fazla yatırım yapmazlar. Bu arada şirketler, kamu kuruluşları ve sağlık kuruluşları çalışanlarını işten çıkarmaya devam etmektedirler. Rabobank 2500 kişinin işten çıkarılacağını ilan etmiştir.

İNOVATİF DÜŞÜNENLER NEREDE?

behavioral-economicsKriz iyi bir şey değildir ve krizin bittiğine dair yapılan açıklamaları insanların memnuniyetle karşılamaları bütünüyle anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bir krizden elde edilen fayda, insanların problemlerle yüzleşmeleri ve gerekli değişikliklere hazır olmak istemeleridir. Tam da bu açıdan Krugman’ın mesajı yetersiz kalmaktadır. Meslektaşı Reinhart ve diğer standart ekonomistler gibi Krugman’da, 1930’lu yıllarda Keynes ve Tinbergen’in yaptığına benzer şekilde politikacılara ilham veren inovatif fikirler bulunmamaktadır.

Çünkü Reinhart, borçların geri ödenmesi ile ilgili eski bir yaklaşımı ortaya atmıştır. Krugman ise, hükümetlerin ekonomiyi teşvik ettiğini görmeyi çok isterdi, ama bu da eski bir fikirdir. Hükümet (Hollanda Hükümeti) sağlık sektörüne yapılan harcamalarda kesintiye gitme kararı almıştır. Bunu, 30’lu yıllarda Colijn1 de düşünmüştü. Pikkety (Thomas Pikkety), şimdilerin gözde ekonomisti, bir servet vergisinden öteye gitmemiştir. Görünen o ki, durgunluk sadece Avrupa ekonomisinde değildir. Ancak standart ekonomi eski düşünce kalıplarına takılıp kalmıştır ve eski çözümlerden öteye gitmemektedir.

BAŞKA ZAMANLAR, BAŞKA EKONOMİ

Artık değişik bir şeyler yapmanın, inovatif düşünmenin zamanı geldi. Bir kaç örnek vereceğim. Avro’nun değeri düştüğü zaman, er ya da geç olacak olan, özel amaçlı olarak çıkarılanlar da dahil, daha fazla madeni para ile başka bir para sistemi olasılığının ortaya çıkmasıdır. Atıkların ekonomik değerinin olduğu dönüşüm ekonomileri ile ilgili iyi fikirler giderek yayılmaktadır. Herman Wijffels ve Klaas van Egmond, sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapılmasını ve temel gelir fikrinin işsizlerin ve düşük gelirlilerin problemlerine hitap edebileceğini savunmaktadırlar. Zanaat üzerine yenilenen düşüncelerde olduğu gibi, kooperatif şeklindeki organizasyon yapılarının yeniden canlanması vaat edicidir. Bunların hepsinin içerisinde önemli olan; toplum yaşamının kalitesi ve gerçekten mühim olan ne ise onun üzerinde durulması ve ekonomik büyüme, kârlılık ve kapasite gibi ölçülebilir büyüklükler üzerinde düşünmeye devam etmektir. Zaman, başka bir ekonomi zamanıdır.

*Arjo Klamer: Erasmus Üniversitesi, Tarih, Kültür ve İletişim Fakültesi’nde Sanat ve Kültür Ekonomisi Profesörüdür. Aynı zamanda Mayıs 2014’den bu yana Hollanda Sosyalist Partisi adına, sosyal işler ve katılım konusunda Hilversum şehir meclisi üyesidir.

Kaynak: Bu makale MeJudice.nl sayfasında 16-06-2014 tarihinde orijinal adı “Hoog tijd voor innovatief denken in economische politiek” olarak yayınlanmıştır.

Yazar/Çevirmen Hakkında

Ayse Keskiner Musullugil

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler