Fikirleriyle Dünyayı Değiştiren Dokuz İktisatçı

Yazar: Ben Moshinsky
Çeviren ve Kırmızı Eklemeleri Yapan:  Caner Gerek

Rock yıldızı akademisyenler çağında yaşıyoruz artık.  Herkes finansal krizleri mantıklı bir çerçeveye oturtmaya çalışıyor ve artık eski iktisat ders kitapları fiili durumları yeterince iyi açıklayamıyor. Dolayısıyla geçimini bu işleri çalışmakla kazanan isimlere dönmek son derece doğal.

Fransız akademisyen Thomas Piketty’nin “Capital in the Twenthy-First Century” kitabı 1.5 milyon satışa ulaşırken, Paul Krugman ve Joseph Stiglitz gibi Nobel ödüllü iktisatçılar sosyal medya, gazete ve konferans çemberinde sıklıkla görülmekte. Fakat fikirleriyle finans ve iktisatta büyük etkilere yol açan birçok isim yeterince tanınmamakta. Perde arkasında dünyayı değiştiren fikirlere sahip akademisyenler aşağıda sunulmuştur. Bu liste tamamıyla kapsayıcı değildir ve tavsiyelere de açıktır.

  1. Ha-Joon Chang, Cambridge Üniversitesi

Lisans Eğitimi: Ulusal Seoul Üniversitesi

Fikir: Gelişmiş ülkeler sürekli serbest piyasa hakkında konuşurlar fakat gerçekte (devlet) güçlerini ve finansal dayanıklılıklarını kazanç elde etmek adına gelişmekte olan ülkeler aleyhine kullanırlar.

Chang’ın fikirleri tartışmalıdır zira IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşları dünya ekonomisinin merkezine koymaktadır. (Ona göre bu kuruluşların gelişmekte olan ülkelere uygulattırdığı politikaları gelişmiş ülkeler nedense uygulamamaktadır. Üstelik dayatmalar genelde o ülkelerin tarım ekonomisi kalacak şekilde devam etmesine yöneliktir. Bu noktada sanayileşmenin teşvikinin önüne engeller çıkartacak politikalar dayatılması gibi. Asyada çok başarılı olan gelişmete olan ülkelerin ortak özelliği sınırsız serbest ticaret uygulamaları değil, sektörel kısıtlar da koydukları bir dış ticarettir.)

Kitaplarında, örneğin“Kıçkıng Away the Ladder and the Myth of Free Trade” adli kitabı, yazar büyük ekonomiye sahip ülkelerin iktidarlarının, gelişen ekonomiler için serbest piyasanın faydaları konusunda vaazlar verirken kendi ülkesinin firmalarına ellerinden geldiğince yardımcı olmaktadırlar.

  1. Katherine Pistor, Columbia Üniversitesi

Lisans Eğitimi: Freiburg Üniversitesi

Fikir: Finansal piyasalarda hukukun üstünlüğü ilkesi cezalandırılmalıdır aksi takdirde tüm sistem çökmeye mahkumdur.

2012 yılında Max Planck akademik araştırma ödülünü de kazanan Pistor, bir finansal teori geliştirerek kanunların teorinin şeklini ve kompizosyonunu nasıl değiştirdiğini göstermektedir.

Pistor, kriz döneminde, piyasalar için inşa edilen regülasyonların basıldığı kağıt kadar değeri olmadığı (yani regülasyonların kriz döneminde işlemediği) sonucuna varmıştır. Politik güç momenti sağlayan asıl itici güçtür.

  1. Charles Calomiris, Columbia Üniversitesi

Lisans Eğitimi: Yale Üniversitesi

Fikir: Finansal çöküşler tesadüfi gerçekleşmezler ve çöküşler kaçınılmazdır.

Kriz sarmalı, politikacılarla bankacılar arasındaki karmaşık pazarlıkların sonucudur. Amerika 1840’tan bu yana 12 büyük bankacılık krizi yaşarken Kanadanın yaşamamasının altında bu neden yatar. (ya da Arjantinde son 40 yılda 4 bankacılık kaynaklı kriz görülürken Avustralya’da herhangi bir kriz görülmemiştir.) Bunun altında siyasi pazarlığa dayanan bankacılık politikaları yatar. Calomiris’e göre bankalar sadece ucuz borçlanabilmeleri için aracı değillerdir, aynı zamanda siyasi çıkarlar üzerinden uygun faiz oranlarıyla verilen kredilerin de aracılığını yapmaktadırlar. (İddiasını açıklamak adına Amerika ve Kanada bankacılığını karşılaştırıyor Calomiris. Amerikan bankacılık sistemi eyaletler üzerinden yürümekte olduğundan, bankacılık sistemi eyalet politikalarının etkisindedir. Eyaletlerde tüccar ve çiftçiler (ya da diğer çıkar grupları), yönetimde kendilerine daha rahat yer bulabilmeleri nedeniyle politikaları domine etmekteler. Kanada’da ise daha merkezi bir bankacılık sistemi şekillendirilmiştir. Az sayıda büyük banka bulunmakta ve bu bankalar ekonominin zor zamanlarında siyasi baskılara karşı daha dirençlidirler.)

  1. Jon Danielsson, London School of Economics

Lisans Eğitimi: Duke

Fikir: Risk modellerinize güvenmek kriz döneminde paranızı kaybetmenize yol açar.

Risk modelleri ekonomide işler iyi gittiği durumda, matematiksel kurulumu farklı olsa bile, aynı sonucu almaya eğilimlidir. Bu ise insanlarda bu durumun hep aynı şekilde devam edeceği düşüncesine yol açar. Fakat kriz olduğunda modeller size çok daha farklı risk değerlendirmesi verir ve sizi kör bir uçuşa terk eder.

Bu durum bankalar ve hedge fonlar için kötüdür fakat diğer herkes için politika kararı vermek durumundaki Merkez Bankaları için daha da kötüdür.

  1. Marianne Bertrand, Chicago Üniversitesi

Lisans Eğitimi: Brussels Üniversitesi

Fikir: CEO’lar performanstan ziyade talihleri için ödüllendirilir. Ayrıca işverenler, iş başvurusu yapanları nitelikleri kadar isimlerine göre de değerlendirmektedirler.

Bertrand’ın çalışmasında bulduğu CEO bonuslarının performanstan kaynaklanmadığı sonucu, hissedarların  CEO ödemelerine karşı tepki oluşturmasına yol açmaktadır.

2003 yılında Sendhil Mullainathan ile yaptıkları bir çalışmada ise, sahte isimlerle eleman arama ilanlarına (Chicago ve Bostonda) başvurmuşlardır. Başvuru isimlerinden bazıları Emily ve Greg gibi isimlerken, diğer bazıları Lakisha ve Jamal gibi isimlerdir. Sonuçlara göre AfroAmerikan isimlere karşı ayrımcılık yapılmaktadır. Beyazlara ait isimler için %50 oranında daha fazla mülakat araması gerçekleşmiştir.

  1. Alvin Roth, Harvard ve Stanford Üniversiteleri alvin-roth_420

Lisans Eğitimi: Columbia Üniversitesi

Fikir: Bazı şeyler için dengeli bir piyasa oluşturmanızda paraya ihtiyaç yoktur.

İnsanlar spesifik ihtiyaçlarının tatmininde nakit para ihtiyacı duymaksızın karşılıklı çıkar temelli takaslarla piyasa oluşturabilirler.

Bu özellikle US’de böbrek donöru kıtlığında yararlı olmakta. Roth oyun teorisi kullanarak birbirini tanımayan hastaları eşleştirmekte ve organlarını karşılıklı takas edecek şekilde birbirlerini bulma işini kolaylaştırmaktadır. (Hikaye en basit haliyle böbrek rahatsızlığı olanların kendileri için donör olabilecek yakınlarının olduğu ve olmadığı kişiler olarak ikiye ayrıldığı bir durumda, böbrek ihtiyacı olanları eşleştirme çabasıdır. Yakını olmayanlar hayatını kaybetmişlerle eşleştirilmeye çalışılırken, donör yakını olan hastaların bu akrabalarıyla kan ve doku uyuşmazlığı durumu sıklıkla görülen bir durumdur. Fakat kan ve doku başka bir böbrek hastası ile uyuşabilmekte ve bu kişiler listelenip, bekletilmekte. Kendine böbreği uymayan donör yakını olan hasta-donör çiftleri arasında karşılıklı uyum gerçekleşirse takas gerçekleşiyor. Tamamen sağlık sorununa çözüm gibi gözükse de kısıtlı böbrek kaynaklarının iktisadi kullanım örneği aynı zamanda)

  1. Richard Portes, London Business School

Lisans Eğitimi: Yale Üniversitesi

Fikir: Tahvil sahipleri, borç alan kimseden ödün elde etmek için birlikte (kollektif şekilde) çalışır.

Kollektif hareket etme üzerine altyapı oluşturmaya çalışan Portes, tahvil sahiplerinin pazarlık güçlerini birlikte hareket ederek borçlanan ülkeye dayatmasını ele alır. Özellikle Yunanistan ve Arjantin vakaları için bu çalışma gayet önemlidir.

  1. Charles Goodhart, London School of Economics

Lisans Eğitimi: Cambridge Üniversitesi

Fikir: Goodhart’ın kanunu

İktidar ya da Merkez Bankası bir istatistiği örtülü politika hedefi haline getirdiğinde, onun güvenilir bir istatistik olmasını sona erdirir. Çünkü finansal piyasadaki oyuncular yatırım stratejilerini bu politikayı satın alarak (değerlendirerek) değiştirirler.

Goodhart, 1997 yılında İngiltere Merkez Bankasının para politikası komitesindeydi ve kendisi 1970’lerdeki krizlerin tecrübeli bir ismiydi.

  1. Alberto Alesina, Harvard Üniversitesi

Lisans Eğitimi: Bocconi Üniversitesi

Fikir: Büyümeyi zarar vermekten ziyade, austerity (borç azaltıcı paket) ekonominin iyileşmesine yardımcı olur.

2009 yılında Silvia Ardeğna ile birlikte “Mali politikalarda Büyük değişiklikler: Vergi ya da Harcama” adli bir çalışma yayınladılar. Yakın dönemde austeriy (vergileri artırmak ya da harcamaları kısmak gibi) politikasının  mi yoksa devlet harcamalarını artırmanın mı en iyi politika olduğu tartışmasına oldukça katkıda bulundu. (Alesina’ya göre borcu azaltmak tahvil piyasasını rahatlatır ve bu da faizleri düşürürken yatırımları artırır. Bir diğer açıdan ise bu can sıkıcı mali düzenlemeler vergi ödeyenlerin ileride artık bu can acıtıcı durumun devam etmesine ihtiyacın kalmayacağı şeklinde düşünmesine yol açar ve harcamalarını artırmasına yol açar. Alesina’ya göre harcamaların kısılması vergilerin artırımından daha fazla büyümeye katkıda bulunur)

 

Yazar/Çevirmen Hakkında

Caner Gerek

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler