Deneysel İktisatta Eksen Kayması mı?

Experimental-Economics-1

Yazan Noah Smith[1] Ceviri: Faruk Pinar

En ünlü akademik yayınlara da baktığımızda teorik makalelerin yerini alan  iktisat, her geçen gün iktisatın daha önemli bir parçası haline geliyor; fakat deneysel iktisatin da türlü çeşitleri mevcut. En çok kullanılan yöntemlerin başında klasik regresyon ve korelasyon çalışmaları gelir. Aynı zamanda vektör otoregresyon çalışmaları ve laboratuar deneyleri de yer bulmaktadır. Ekonominin ana esaslarını açıkladığını varsayan/umut eden karmaşık modellerini parametrelerini hesaplayan yapısal analiz modelleri de mevcuttur.

Bir de doğal deneyler vardır. Bu araştırmalar iktisadi değişkenlerin “doğal”, bir başka deyişle sistem dışı değişkenlerin, etkilerini araştırmaktadır ve bir değişkenin diğer değişkenler üzerindeki etkisini bulmaya çalışır. Örneğin, bedava yemek kuponunun etkilerini ölçmek istediniz. Bunu basit bir korelasyon çalışmasıyla analiz etmek çok zor olurdu; çünkü insanların bedava yemek kuponunu alıp almadıklarını birden çok neden etkileyebilir; fakat yemek kuponlarının boyu 2 metrenin altında olan herkese verildiği boyu 2 metrenin üstünde olanlara ise hiç verilmediği bir kanun olduğunu varsayalım. Bu ayrım tamamen rastgele seçildiği için en azından boyu 2 metre olanların olduğu mahallelerde, boyu 2 metrenin üstünde olanlar ile altında olanları kıyaslayıp kısa boylu olanların daha iyi performans sergileyip sergilemediğini ölçebilirsiniz.

 Bu yönteme “regresyon süreksizlik tasarım”ı (regression discontinuity design) denir ve doğal deneylerin ya da “yarı deneysel tasarım”ın (quası-experiemental design) bir yöntemidir. Bu deneyler laboratuarda tasarlanmış deneyler ya da alan çalışması değildir. 2 metre uzunluğu sınır olarak kullanan başka politikalar da olabilir; fakat diğer her şeyden daha kontrollüdür ve laboratuar deneylerine nazaran gözlemlenen şartlar daha doğal, saha çalışmasına nazaran ise daha ucuz ve etik anlamda daha az karmaşıktır. Regresyon süreksizlik tasarımının yanı sıra yarı deneysel tasarımlarda kullanılan iki yöntem daha vardır. İlki araç değişken yöntemi ve farklılıkların mukayese edildiği yöntem (difference-in-differences) kullanılır.

Son dönemde, Joshua Angrist ve Jorn-Steffen Pischke “Mostly Harmless Econometrics” [2] adlı kitabında bu yöntemlerden övgüyle bahsederler. 2010 yılında yayınlanan “ The Credibility Revolution in Empiral Economics: How Better Research Design is Taking the Con out of Econometrics”[3]  adlı makalede yazarlar önsözünde şöyle demektedir:

“Ekonomi ilminde deneysel ve yarı-deneysel araştırma yöntemler gün geçtikçe ekonomi ilminin temelinde yer bulmaktadır. “. “

Bu durum, yapısal ekonometri yöntemlerinin hayranları tarafından kendi yöntemlerinin zararsız olmadığı ima edildiği gerekçesiyle hoş karşılanmadı. Esasında, “bazı ekonometrik metodlar gereksiz yere karmaşık ve zararlıdır” diyen Angrist ve Pischke’nin önsözünde bu durumu açıkça belirtmiştir.

Kullandıkları yöntemin yaygınlaştığını söyleyen Angrist ve Pischke haklıdır. Bu konuda yazılmış iki araştırma makalesi vardır. İlki, Matthew Panhans ve John Singleton tarafından yazılan “Deneysel Ekonomistin Araçları: Modellemeden Metotlara” ve uygulamalı mikroekonomi alanını araştıran makaledir. Aşağıdaki alıntıda Panhan ve Singleton şöyle söylemektedir:

“İktisat tarihçileri, 1970lerden beri iktisattaki deneysel yöntemlere geçişi fark etmişlerse de, uygulamalı mikroekonomi alanında yarı-deneysel yöntemlerin tatbikatı yeterince anlaşılamamıştır. Angrist ve Pischke (2010) kullandıkları yöntemleri birçok merak edilen soruya cevap vermede “ekonometride güvenirlilik devrimi” olarak ilan etmişlerdir. Bilhassa, emek, eğitim, kamu ve sağlık alanlarında etkili olan bu yöntemler, iktisatçıların ve uzmanların deneyimleriyle elde ettikleri bilgiyi şekillendirmede etkili olmuştur.  Bu yöntemlerin kullanışının kaynakça bakımından nasıl arttığını gösteren bu makale, yarı-deneysel araştırma yöntemlerinin kökü, gelişimi ve içeriğini göstermektedir.”

 Aşağıda bahsi geçen makaleden alınmış iki grafik verilmiştir.

1111noah

Yukarıdaki grafik dört ana iktisat dergisinde yayınlanan araç değişken kullanan makalelerin sayısının yıllara göre dağılımını göstermektedir.

2noah

İkinci grafik ana iktisat makalelerinde yayınlanmış yarı deneysel makalelerinin sayısının yıllara göre dağılımını göstermektedir.

İkinci makale, Nicola Fuchs-Schuendeln ve Tarek Alexander Hassan tarafından yazılan “Natural Experiments in Macroeconomics” (Makroekonomide Doğal Deneyler) adlı makaledir. Bu makalede doğal deneylerin makroekonomide nasıl kullanılacağını anlatılır. Beklenileceği gibi, makroda doğal deney bulmak mikrodan daha zor ama buna rağmen makroda bile bu yöntem çok kullanılır hale geldi.

Bütün bunlar ne demektir?

Genel çerçevede tüm bunları iktisat ilminde teoriden tabikata geçiş olarak görüyorum.  Yapısal ekonomi, teoriyi çok ciddiye alırken, yarı-deneysel ekonometri o kadar da ciddiye almaz.  Angrist ve Pischke makalelerinde şöyle belirtmektedir:

“Tartışmalarımızın temelinde kullandığımız değişkenlerin hemen hemen her zaman karmaşık modellerden ziyade basit açıklamarı olduğunu düşünürüz.”

Yapısal ekonometriyi eski teori odaklı iktisat ile yeni kanıt temelli iktisat arasındaki orta yol olarak görebiliriz. Yeni paradigma, nedenine çok da bakmadan A’nın B’nin gerçeklemesine sebep olup olmadığına odaklanır. (Elbette yapısal modelleri test etmek için de yarı-deneysel yöntemleri kullanabilirsiniz en azından yerelde. Birçok iktisat modeli birinci dereceden kaidelerden ya da doğrusal denklemlerden oluşur). Yarı-deneysel yöntemler teoriyi göz ardı etmezler, olayların tanımlanmasına yardımcı olurlar nedenselliğini bilmeden ve sonra o durumu açıklayan teoriyi ararlar eğer halihazırda bir teori yoksa.

Bu durumu potansiyel olarak büyük bir değişim olarak görüyorum. Yarı-deneysel metotların yaygınlaşmasıyla birlikte iktisat ilminin temel konusu değişmiştir öyle ki iktisatin tanımı bile değişime tabidir. 20. yüzyılın ortalarından itibaren iktisat salt teoriden matematik disiplinine yaklaşmıştı. Şimdi ise tümdengelimli felsefi bir alandan ziyade tümevarımlı ilmi bir alan haline gelmiştir. “Hayalimizdeki dünyanın nasıl çalışmak zorunda olduğu” karmaşası yerini kanıtlara dayanarak “gerçekte ne oldu”yu anlamaya bırakmıştır.

Bu durumun sürükleyici gücü bilişim teknolojisidir. Kimya için laboratuar neyse iktisat için de veri odur ve büyük datayla birlikte kontrole fırsat sağlamıştır.

Şimdi, ne tek bir paradığm her şeyi açıklamaya yeter ne de belli bir metodoloji her şeyi evrensel olarak açıklayabilir.  Ünlü şüpheci ekonomist Ed Leamer “Tantalus on the Road to Asymptopia” (Asımptota Giden Yolda Belirsizlik) adli makalesinde  iktisatçıları, yarı-deneysel metodolojinin dikkatsiz ve tembelce kullanılmasına karşı uyarır. Yarı-deneysel metodolojinin yapamayacağı bazı şeyler de vardır, örneğin karşıt durumun mevcut durumdan ne derece uzak olduğunu ölçemez. Ne kadar cesur tahminler yapmak istiyorsanız teoriye olan ihtiyacınız da o kadar artmaktadır. (Benzetme yapmak gerekirse, kimyasal deneyleri katalog yapmak kullanışlı ama periyodik cetvel ve ionic ve kovalent bağlar hakkında teoriyi bilmek daha da kullanışlıdır. )

Ama sırf siz istiyorsunuz diye iyi bir yapısal teori yapmak mümkün olmayabilir. 80lerin ortasında Ed Prescott teorinin metodolojinin önünde olduğunu ilan etmişti. Şimdi ise “güvenirlilik devrimi” ile yarı-deneysel metodoloji tekrar yarışta öne geçti.noahsmith1

[1] Kaynak: A paradigm shift in empirical economics? Yazarın blogundan alınmıştır.
[2] Çeviren notu: “Çoğunlukla Zararsız Ekonometri” diye çevrilebilir. Kitabın adı olduğu için aynen kullandım.
[3] Deneysel İktisatta Güvenirlilik Devrimi: Daha İyi Metodoloji Ekonometriden Sahtekarlığı Nasıl Ortadan Kaldırır

Yazar/Çevirmen Hakkında

Faruk Pinar

1 Yorum

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler