Para Nedir?

Yazar: Irena Asmundson ve Ceyda Öner[i]
Çeviren: Abdullah Erkul

Para olmadan modern ekonomiler işleyemez.

Bir şarkının dediği gibi, “dünyayı döndüren paradır” (Money make the world go around). Dünya üzerindeki insanların çoğu, büyük bir kısmı da günlük olarak, para kullana gelmiştir. Bu kadar bilindik olmasına rağmen, muhtemelen çok az kişi size paranın ne olduğu ya da nasıl çalıştığı konusunda tam bir bilgi verebilecektir.

Kısaca, para aşağıdaki işlevleri yerine getiren her şey olabilir:

değer saklama aracı, yani insanlar bunu biriktirip daha sonra kullanabilmektedir – zaman içinde alışverişleri düzenlemektedir[ii].

hesap birimi, yani fiyatlar için ortak bir taban sağlar.

mübadele aracı, insanlar bir başkasından bir şey alıp satarken kullanabilir.

 

Belki de paranın hayatımızdaki rolünü anlamanın en kolay yolu para olmadan nelerin değişeceğini düşünmektir.

Kuşkusuz eğer hiç para olmasaydı, bir takas ekonomisine dönecektik. Bir kişinin satın almak istediği her şey, o kişinin satabileceği başka bir şeyle takas edilecekti. Örneğin, araba tamirinde ustalaşmış birisi yiyecek almak istediği zaman arabası bozulmuş bir çiftçi bulması gerekecekti. Fakat eğer çiftçinin bozulmuş ve tamir edilecek bir aracı yoksa? Ya da çiftçi tamircinin ihtiyacı olandan daha az yumurta verebilecek durumdaysa? Takas edecek özellikteki insanları bulmak zorunda olmak uzmanlaşmayı (specialization) neredeyse imkansız kılmaktadır. İnsanlar takas yapacağı doğru insanı bulamadan açlıktan ölebilir.

Fakat paranın varlığıyla belirli bir kişi bulmak zorunda kalmazsınız. Size gerekli olan yalnızca mal ve hizmetlerinizi satabileceğiniz bir piyasadır. Bu piyasada tek tek mallar için takas yapmazsınız. Bunun yerine mal ve hizmetlerinizi ortak bir mübadele aracı – bu paradır – karşılığında takas edersiniz. Bundan sonra bu ortak mübadele aracını kabul eden diğer insanlardan ihtiyaçlarınızı almak için kullanabilirsiniz. İnsanlar daha çok uzmanlaştıkça da daha fazla üretim mümkün olacaktır. Üretimin artması da işlem talebini ve dolayısıyla da para talebini arttıracaktır.

Çeşitli Paralar

Farklı bir yoldan anlatmak gerekirse, para zaman içinde değerini saklayan, kolaylıkla fiyatlara dönüştürülebilen ve geniş kitleler tarafından kabul edilen bir şeydir. Yıllar boyunca pek çok farklı şey para olarak kullanılmıştır – bunların arasında, deniz kabukları, arpa, tane karabiber, altın ve gümüş sayılabilir.

İlk olarak, paranın değeri bu maddelerin alternatif kullanımlarına bağlanmıştı ve gerçek şu ki bunların yenileme maliyetleri vardı. Örneğin, arpayı yiyebilir veya tane karabiberi de yemeğinizi tatlandırmak için kullanabilirdiniz. Bu tüketim üzerine yüklediğiniz değer, değerin saklanması için bir taban teşkil etmektedir. Tabii ki herkes daha fazla üretebilir, fakat bu işlem zaman alacaktır ve arpa tüketildiği zaman para arzı da düşmüş olacaktır. Diğer taraftan, bir çok kişi de çilek isteyebilir ve çilek karşılığında takas etmekten memnun olacaktır. Ne var ki  çilek çabuk çürüdüğünden iyi bir para olmayacaktır. Gelecek yılı bir tarafa bırakın gelecek ay bile kullanılamaz. Uzaktaki insanlarla yapılan ticarette ise kullanılması neredeyse imkansızdır. Tabii ki bir de bölünebilme sorunu var – değeri olan herşey kolayca bölünemez ve her birimin standartlaştırılması kandırıcıdır; örneğin, bir sepet çileğin değerinin farklı maddelere karşı ölçülmesinde sabit bir standart oluşturmak ve bunu korumak kolay değildir. Yalnızca çilek değil birçok şey para olma konusunda iyi değildir.

Fakat değerli metaller tüm üç ihtiyacı karşılamaktadır: sabit bir hesap birimi, dayanıklı bir değer saklama aracı ve uygun bir mübadele aracı. Bu metallerin elde edilmesi de zordur. Dünya üzerinde sınırlı bir arzları vardır. Zamana karşı iyi dayanırlar. Kolaylıkla standartlaştırılmış madeni paralara bölünebilir ve daha küçük birimlere bölündüğünde değerini kaybetmez. Kısaca, para olarak kullanıldıklarında dayanıklılıkları, sınırlı oluşları, yüksek yenileme maliyetleri ve kolayca el değiştirebilmeleri değerli madenleri diğer maddelerden daha çekici kılmaktadır.

Görece yakın zamana kadar altın ve gümüş insanların kullandığı temel para çeşidiydi. Altın ve gümüş ağır oldukları için bunları taşımak ve alışverişte bunları kullanmak yerine insanlar bunları bankaya yatırmak ve bunların sahipliğini gösterir belgelerle[iii] alışveriş yapmayı daha pratik buldular. İsteyen herkes bankaya gidip belgenin karşılığı olan altın ve gümüşü çekebilirdi. En sonunda altın ve gümüşün bağlı olduğu kağıt belge bu madenlerden bağımsız oldu. Aradaki bu bağ kopunca da itibari para (fiat money) ortaya çıkmış oldu. İtibari para madde olarak değersizdir, fakat bir toplum bütün olarak ona değer yüklediği için değeri vardır. Kısaca, insanlar paraya güvendikleri için kağıt para sistemi işlemektedir. Mübadele araçları geliştikçe mübadele kaynakları da gelişmektedir – bireysel takastan paranın arpa veya deniz kabukları olduğu genel kabul şekillerine ve daha yakın zamanlarda hükümetlere kadar.

Standartlaştırılmış madeni para ve kağıt banknotların kullanımı mal ve hizmetlerin fiyatlarını kararlaştırmada kolaylıklar getirse de sistem içindeki para miktarı da fiyatların belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin bir buğday üreticisi para tutmak için en azından iki nedene sahiptir: alışverişlerde kullanmak (peşin ödeme) ve gelecekteki ihtiyaca yönelik bir önlem olarak (ihtiyati tasarruf). Kışın geldiğini varsayalım ve çiftçi gelecekteki harcamalarını düşünerek para stoğunu arttırmak istemektedir. Eğer çiftçi buğday satın almak isteyen birilerini bulmakta zorlanırsa ürünü karşılığında daha az para kabul etmek zorunda kalabilir. Sonuç olarak buğday fiyatı para arzının kısıtlı oluşundan dolayı düşecektir. Bunun bir sebebi yeni para basacak yeterli altın madeninin olmaması olabilir. Fiyatlar bütün olarak düşerse bu duruma deflasyon denilir. Diğer taraftan ürünler için talep aynıyken dolaşımdaki para miktarı artarsa paranın değeri düşecektir. Bu enflasyondur – aynı miktarda ürün ve hizmet satın almak için daha çok para gerektiğinde (Bknz. “Enflasyon Nedir?”, F&D Mart 2010 sayısı). Para arz ve talebini dengeli tutmak yanıltıcı olabilir.

Para nasıl ölçülür?

Resmi istatistiklerde paranın miktarı “geniş para” (broad money) yoluyla ölçülür. Geniş para, değer saklama aracı ve likidite işlevi gören herşeyi kapsamaktadır. Likidite, finansal varlıkların çok kısa süre içinde piyasa fiyatından satılabilmesi demektir. Yani likit finansal varlıklar kolayca başka para formlarına, örneğin nakit para, çevrilebilir. Nakit para ve devredilebilir mevduatlar (ki bu ikisi dar tanımlı parayı teşkil eder) tüm ülkeler tarafından geniş paraya dahil edilirken, geniş para olarak kabul edilen değer saklama ve likiditeye elverişli diğer bileşenler de mevcuttur. IMF (2000)’e göre aşağıdaki bileşenler geniş para olarak kabul edilmektedir:

Ulusal paralar (genellikle merkezi hükümetler tarafından tedavüle çıkarılır).

Devredilebilir mevduatlar, vadesiz mevduatları (devredilebilir çekler ve ödeme emirleri); banka çeklerini (alışverişte kullanıldığında); seyahat çeklerini (aynı ülke vatandaşlarıyla olan işlemlerde kullanıldığında); ve ödeme yapmak için sıklıkla kullanılmayan mevduatları (bazı yabancı-para mevduatları gibi) kapsamaktadır.

Diğer mevduatlar, devredilemeyen tasarruf mevduatları, vadeli mevduatları (belirli bir süre için kullanılmayarak mevduata yatırılan fonlar) ve repolardan (bir tarafın daha sonra önceden belirlenmiş olan fiyattan satın almak üzere sattığı tahviller) oluşmaktadır.

Aksiyon hissesi dışındaki tahviller, satılabilir mevduat sertifikaları ve ticari senetlerden (özünde şirket borç senetleri) oluşmaktadır.

Paranın İmalatı

İtibari para değerli madenlere göre daha kullanışlıdır. İtibari paranın arzının ayarlanması çevredeki değerli madenlere bağlı değildir. Fakat onun da kendi zorlukları var: değerli madenlerin belirli bir sınırı olduğu gibi tedavüle çıkarılacak kağıt paranın da bir sınırı vardır. Eğer kağıt parayı destekleyen altın ve gümüş yoksa hükümetler ne kadar para basacaklarını nasıl bilecekler? Bu konu hükümetleri çıkmaza sokmaktadır. Diğer taraftan, otoriteler her zaman daha fazla satın alabilmek, daha çok kişi istihdam edebilmek, yüksek ücret ödeyebilmek ve popülaritelerini arttırabilmek için daha fazla para basmaya heveslidirler. Gereğiden fazla para basmak fiyatların yukarı doğru çıkmasını tetikler. Eğer insanlar fiyatlardaki artışın devam edeceğini düşünürlerse kendilerine bağlı olan fiyatları daha da hızlı arttıracaklardır. Hükümet beklentileri dizginlemek için harekete geçmezse paraya olan güven aşınıp para değersiz hale gelecektir. Bu ise hiperenflasyon dönemlerinde olan şeydir. Para basmaya yönelik bu cazibeyi ortadan kaldırmak için, gönülsüzce de olsa, ülkelerin çoğu ne kadar para basılması gerektiği işini bağımsız merkez bankalarına devretmişlerdir. Merkez bankaları ekonominin ihtiyaçlarını değerlendirerek lüzumlu miktarı basmakla yükümlü olup hükümet harcamalarının finansmanı için fon transferi yapmazlar (Bknz. “Para Politikası Nedir?”, F&D Eylül 2009 sayısı). “Para basma” terimi kendi başına yanlış adlandırmadır. Bugün paranın çoğu kağıt para olmaktan çok banka mevduatı şeklindedir (Yukarıdaki kutucuğa bakınız).

Güven Uçup Gidebilir

money-money-what-is-moneyYüksek enflasyondan gelen ülkeler paranın değerinin ona güven duyan insanlara bağlı olduğunu ilk elden tecrübe ettiler. 1980lerde Arjantin ve Brezilya gibi Latin Amerika ülkelerinde yaşayan insanlar, enflasyon paranın değerini hızlı bir şekilde aşındırdığı için ulusal paralarına olan güvenlerini günden güne yitirdiler. Daha sabit olan ABD dolarını fiili (de facto) para birimi olarak kullanmaya başladılar. Bu olgu resmi olmayan, veya fiili (de facto), dolarizasyon olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda hükümet para tedavül etme tekelini kaybeder ve dolarizasyonun tersine döndürülmesi oldukça güçtür.

Hükümetlerin güveni yeniden tesis etmek için uyguladığı bazı politikalar paranın işleyebilmesi için gerekli olan “inanç” unsurunu güzel bir şekilde vurgulamaktadır. Örneğin Türkiye’de hükümet, 2005 yılında Türk Lirası’ndan altı sıfır atarak ulusal parayı yeniden temllendirdi. Bir gecede 1 000 000 lira, 1 lira oldu. Brezilya, diğer taraftan, 1994 yılında yeni para birimi olan real’i kullanmaya başladı. İki ülkede de vatandaşlar, farklı bir ölçü ve yeni bir para birimini herkes kabul ettiğinde işlerin yürüyeceğini göstererek eşlik ettiler. Tıpkı itibari parada olduğu gibi. Eğer para olarak kabul edilmişse, o paradır.

Referans

International Monetary Fund (IMF), 2000, Monetary and Financial Statistics Manual (Washington).

Kaynak: What is Money?

[i] Irena Asmundson ve  Ceyda Oner IMF’nin Strateji, Politika ve İnceleme Bölümü’nde ekonomist olarak çalışmaktadır.

[ii] Ç.N. Bazı şeyleri çokça alıp saklamak yerine ihtiyacı kadar alıp bittiğinde para vasıtasıyla tekrar alabilme işlevi kazandırmaktadır.

[iii] Ç.N. Bankalarda bulunan altın ve gümüşü gösterir bu belgeler bank note olarak adlandırılmaktaydı. Günümüz Türkçesi’nde de banknot kelimesinin kullanımı olmakla birlikte kağıt para anlamına gelmektedir.

 

Yorum Ekleyin

Yorum yapmak için tıklayınız