Monetarizm Nedir? -Kısa ve Öz Bir Anlatım-

[vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_text_separator title=”Monetarizm Nedir? -Kısa ve Öz Bir Anlatım-” title_align=”separator_align_center” color=”grey”][vc_column_text]

Yazar: Sarwat Jahan & Chris Papageorgiou*
Ceviri: Caner Gerek

Para ne kadar önemlidir? Bazıları paranın ekonomide önemli bir rol oynadığını inkar etmektedir.

Fakat monetarizm adı verilen bir iktisadi düşünce para arzının (bir ekonomideki toplam para miktarı) kısa dönemde milli gelirin (GDP), uzun dönemde de fiyat seviyesinin ana belirleyicisi olduğunu savunur. İktidarların ekonomik performansı belirlemede kullanmak zorunda olduğu araçlardan biri olarak para politikası, ekonomideki para miktarını düzenlemek adına faiz oranları gibi enstrümanlar kullanır. Monetaristler, para politikasının hedeflerinin para arzındaki büyümeyle eşleşebileceğine inanır. Monetarizm, 1970lerde İngiltere ve ABDde enflasyon oranını düşürmedeki etkisiyle öne çıktı ve yine 2007-2009 arası FED’in (Amerika Merkez Bankası) ekonomiyi canlandırma kararını da önemli oranda etkiledi.

Bugün baktığımızda monetarizm daha çok nobel ödüllü iktisatçı Milton Friedman ile özdeşleştirilir. 1963’te Anna Schwartz ile birlikte yazdığı Amerikanın Parasal Tarihi, 1867-1960 adli çalışmasında, Friedman 1930’lardaki Büyük Buhranın temel nedeninin Fed’in başarısız para politikası olduğunu savunur. Burada Friedman ve Schwartz, para arzının aşağı yönlü arzına dair baskıları dengeleyememesi ve para arzını kısmasını, olması gereken para politikasının tam tersi olarak görür. Ayrıca piyasaların daha dengeli bir merkeze doğru doğal yönelimde olduğundan, yanlış kurgulanmış bir para arzının piyasaların hatalı şekilde davranmasına neden olacağı savunulur.

Monetarizm 1970’lerde önem kazanmış bir düşüncedir. ABD’de enflasyonun %20 ile tavan yaptığı 1979da, FED strateji değişikliğine giderek parasal teorileri uygulamaya koymuştur. Fakat monetarizmin ilerleyen yıllarda ABD ekonomisini açıkalamadaki gücü azalınca etkisini azalttı. Buna karşın monetarist iktisatçıların yaptığı birtakım analizler monetarist olmayanlarca da kabul edilmektedir.

Monetarizmin Temeli

Monetarizmin temeli paranın miktar teorisidir (Quantity Theory of Money). Bu teori muhasebesel bir özellik taşımaktadır — yani doğru olmak zorundadır. Teoriye göre para arzı ile paranın (elden ele) dolaşım hızı (velocity) ekonomideki nominal harcamalara eşittir. Burada nominal harcamalardan kasıt satılan mal ve hizmetlerin toplam miktarının bu ürünlerin ortalama fiyatıyla çarpımıdır. Fakat muhasebesel kimlik açısından bu eşitlik paranın dolaşım hızı nedeniyle tartışmalıdır. Monetarist teori paranın dolaşım hızının genel olarak istikrarlı olduğunu düşünür ve bu da nominal gelirin büyük ölçüde para arzının bir fonksiyonu olduğunu ima eder. Nominal gelirdeki varyasyonlar, reel ekonomideki aktıveteler (satılan mal ve hizmet miktarı) ve enflasyonun (satılan o ürünlerin ortalama fiyatındaki değişim) yansımasıdır.

Uzun Dönem Parasal Notrluk (Long Run Monetary Neutrality): Para arzındaki bir artışı, uzun dönemde genel fiyat seviyesinin yükselişi takip eder. Bu da tüketim ya da üretim gibi reel faktörlerde bir değişimin olmaması demektir.

Kısa Dönem Parasal Notrluk (Short run monetary neutralıty): Para arzındaki artış reel üretimde ve işsizlikte geçici etki oluşturur çünkü emeğin ücreti ve fiyatların düzelmesi zaman almaktadır.

Sabit Para Büyümesi Oranı ( Constant money growth rate): 2006 yılında hayatını kaybeden Friedman, sabit para kuralını önermiştir. Buna göre Merkez Bankası hedef olarak reel büyüme oranında parasal büyümeyi seçerek fiyat seviyesini sabit tutmayı hedeflemelidir. Eğer ekonomide %2’lik bir büyüme bekleniyorsa, para arzının da %2 oranında büyümesine izin verilmelidir. Merkez bankası yönetimi sabit kurallara bağlanmalıdır aksi takdirde keyfi yetkilere sahip bir merkez bankası ekonomiyi istikrarlı olmaktan çıkartabilecektir.

Faiz Oranı esnekliği (İnterest rate flexibility): Para büyümesi kuralı, faiz oranlarının esnek olması hedefindedir ki bu kredi maliyetlerini etkilemekte ve kredi veren ve alanlar, beklenen enflasyon ve reel faiz oranlarındaki değişimi dikkate alabilsin.

Birçok monetarist iktisatçı piyasanın beklenmedik para arz dalgalanmalarının yokluğunda dengede olacağına inanır. Onlara göre devlet müdahalesi ekonomiye katkıda bulunmaktan ziyade istikrarsızlaştırmaktadır. Parasal iktisatçılara göre uzun dönemde enflasyon işsizlik ikilemi yoktur çünkü uzun dönemde ekonomi, üretimin tam istihdam seviyesindedir.

Büyük Tartışma

Her ne kadar parasal ekonomi 1970’lerde gittikçe önem kazansa da yerini almaya çalıştığı düşünce okulu tarafından eleştirilmektedir….Keynescilik. İlhamini ingiliz bir iktisatçı olan john Maynard Keynes’ten alan Keynesyenler, mal ve hizmet talebinin üretim için kilit rol oynadığına inanır. Keynesyenler, monetarizmin ekonomiyi açıklamada yetersiz olduğunu çünkü paranın dolaşım hızının istikrarsız/dengesiz olduğunu ve para teorisine etkisinin yok ya da sınırlı olduğunu iddia ederler. Ekonomi derin dalgalanmalara ve dengesizliklere tabi olduğundan, FED’i önceden belirlenmiş parasal hedeflerin kölesi yapmanın tehlikeli olduğuna inanırlar – halbuki FED’in politika uygulamada belirli ölçüde esnekliğe ve takdir yetkisine sahip olması gerekir. Üstelik Keynesyenler piyasaların ekonomideki bozulmaların kendi kendine tamir edilmesine ve tam istihdam seviyesi üretime döneceğine inanmazlar.

Keynesyenizm 2. Dünya savaşından sonraki çeyrek asırlık süreye hükmetmeyi başarmıştır. Fakat Monetarizm, yüksek ve artan enflasyon ve yavaş büyümeyle karakterize edilen 1970’lerle birlikte Keynesyenizm’e meydan okudu. Keynesyen teori buna uygun karşılık veremezken, Friedman ve diğer monetarist iktisatçılar yüksek orandaki enflasyonun yüksek para artış hızından kaynaklandığını ve uygun politikanın para arzının kontrolü olduğunu tartışmaya açtı.

1979’da Paul Volcker Fed Başkanlığına getirildi ve enflasyonla mücadeleyi temel hedef olarak belirledi. FED enflasyonu düşürmek adına para arzını kıstı ve bu politikasında başarılı oldu. Durgunluk maliyetine rağmen enflasyon aşağıya çekildi.

Monetarizm bir diğer başarısını Britanya’da elde etti. 1979’da Margaret Thatcher başbakanlığa geldiğinde Britanya yıllardır süren yüksek enflasyonla karşı karşıyaydı. Yükselen fiyatlara karşılık Thatcher monetarizm silahını çekti ve 1983’te enflasyonu başarıyla %5’in altına indirdi.

1981 öncesi dönemde doların tahmin edilebilir bir hızdaki dolaşımında para ve üretim beraber büyümektedir. Fakat dalgalanma döneminde ilişki ayrı düşmektedir

Fakat monetarizmin soyu kısa ve özdü. Para arzı sadece para ve nominal milli gelir (nominal GDP) ilişkisi, ve dolayısıyla enflasyon, dengeli olursa ve tahmin edilebilirse yararlı bir politik hedeftir. Yani, para arzı artarsa nominal gelir de artar, ya da tam tersi. Bu direkt ilişkiyi başarmak için paranın dolaşım hızı tahmin edilebilir olmalıdır.

1970lerde paranın dolaşım hızı sabite yakın bir oranda arttı ve para miktarı teorisi çalışıyor olarak gözüktü (bknz chart). Paranın büyüme hızı nominal geliri belirledi. Fakat 1980 ve 90’lara gelindiğinde paranın dolaşım hızı durağan olmaktan çıktı ve tahmin edilemeyecek bir sürece iniş ve çıkışlar gösterdi. Para arzı ve nominal milli gelir ilişkisi çöktü ve para miktarı teorisi sorgulanmaya başlandı. 1970’lerde monetarizme ikna olmuş bazı iktisatçılar ise bu yaklaşımı terketti.

Bazı iktisatçılar para dolaşım hızı tahminindeki değişikliğin temelinde bankacılık kuralları ve finansal yeniliklerin yattığını düşünür. 1980’lerde bankalara faiz kazandıran çek hesabı kullanımı izni verilmiştir ve bu da çek ve tasarruf hesaplarındaki bazı farklılıkları ortadan kaldırmıştır. Üstelik birçok kişi geleneksel banka mevduatınsa para piyasaları, mütual funds ve diğer varlıkları (assets) daha iyi alternatif olarak görmüştür. Sonuç olarak para ve ekonomik performans ilişkisi değişmiştir.

Hala Geçerli

Monetarist yorum hala Büyük Buhran’ın yorumlanması konusunu tamamen unutmamaktadır. 2002’de Milton Friedman’ın 90. yaş günü kutlamasındaki bir konuşmada eski FED başkanı Ben Bernanke “Milton ve Anna Schwartz’a şunu söylemek isterim: Büyük Buhran noktasında siz haklıydınız. Biz FED olarak hata yaptık ve üzgünüz. Fakat sizin sayenizde bu hatayı tekrar etmeyeceğiz.” Bernanke 2007’de başlayan global krizde faizleri düşürüp para arzını artırarak ekonomiyi canlandırma kararlarında Friedman ve Schwartz’in makalesinden de bahsetmektedir. Schwartz’i da içeren seçkin bazı iktisatçılar, FED’in ekonomiyi canlandırması neticesinde olası çok yüksek bir enflasyonla karşı karşıya kalınmasını tartışır. Fakat bu durum yerine para dolaşımı keskin şekilde düşmüş ve ciddi risk içeren deflasyon görülmüştür.
Her ne kadar bazı iktisatçılar, monetarist analizin merkezindeki para büyümesine önem vermeyi reddetse de monetarizme inanan iktisatçıların bir kısmı parasal iktisat olmayan modern analizlerde kendilerine bir yol açmışlardır. Bunu da 30 yıl öncesine kadar keskin bir berraklık içeren Monetarizm – Keynezyenizm ayrımını bulanıklaştırarak yapmışlardır. Muhtemelen en önemli olan şey enflasyonun para arzındaki sürekli artış olmaksızın devam edemez olduğu ve bunun kontrolünün merkez bankasının (tek olmasa da) temel sorumluluğunda olması gerektiğidir.

*Sarwat Jahan IMF’nin Strateji,Politika ve Inceleme bölümünde Ekonomisttir.Chris Papageorgiou ise aynı bölümde şef yardımcısıdır.

Kaynak: What Is Monetarism?

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Yazar/Çevirmen Hakkında

Caner Gerek

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler