“Gayri Safi Yurtiçi [Milli] Hasıla” Nedir? Nasıl Hesaplanır ?

[vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text]

Yazar: Tim Callen *
Çeviri: Büşra Uğur

Büyürken, bilhassa enflasyon bir sorun olmadığında, işçiler ve işletmeler (GDP’nin/Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın) büyümediği durumdan daha iyi durumdadırlar.

Birçok meslek/uzmanlık alanı ekseriye kısaltmalar kullanır. Sırasıyla doktorlara MRI (manyetik rezonans görüntüleme) raporlarını, muhasebecilere GAAP (genel kabul görmüş muhasebe ilkelerini), beyzbol oyuncularına ERA (kazanılmış koşu ortalamasını) açıklamaya lüzum yoktur. Oysa ki bu alanlara yakın olmayan birine bir açıklama olmadan/yapılmadan bu kısaltmalar, eldeki konunun daha iyi kavranmasına ayak bağıdır.

İktisat da farklı değildir; iktisatçılar, bir hayli kısaltma kullanır. En yaygınlarından biri olan GSYİH, gayri safi yurtiçi hasılayı simgelemektedir; sıklıkla gazetelerin, televizyon haberlerinin ve hükümet, merkez bankaları ve iş topluluğu tarafından yapılan izahatlerde sıklıkla alıntılanmaktadır. Ulusal ve küresel ekonomilerin sağlığı hususunda bir dayanak noktası olarak yaygınca kullanılır hale gelmiştir. GSYİH büyürken, bilhassa enflasyon bir sorun olmadığında, işçiler ve işletmeler, (GSYİH’nin) büyümediği durumdan genel olarak daha iyi durumdadır.

GSYİH Ölçümü

GSYİH; zamanın belirlenen bir döneminde (diyelim ki çeyrek dönem ya da bir yıl) bir ülkede üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerini -bunlar da nihai kullanıcılar tarafından satın alınmıştır- ölçer. Bir ülkenin sınırlarında üretilen çıktının/hasılatın tümü sayılır/hesaplanır. GSYİH  piyasadaki satılmak üzere üretilen mal ve hizmetlerden oluşmasının yanında savunma ya da eğitim hizmetleri gibi hükümet tarafından sağlanan bazı piyasa dışı üretimleri de içerir. Alternatif bir tanımı da, gayri safi milli hasıladır ya da GNP’dir (GSMH’dir); bir ülkedeki yerleşiklerin/bir ülkede ikamet edenlerin tüm çıktısı/hasılatı hesaplanır. Öyleyse Alman bir şirketin Birleşik Devletler’de bir fabrikası olsa bu fabrikanın hasılatı, Birleşik Devletler’e dahil olurdu; Almanya’ya değil.

Üretim faaliyetlerinin tümü GSYİH’ye dahil değildir. Örneğin ücretsiz çalışma (evde ya da Gönüllüler tarafında gerçekleştirilenler gibi) ve karaborsa faaliyetleri dahil değildir; zira onları ölçmek ve değeri doğru şekilde belirlemek zordur. Demektir ki, örneğin, tüketici için ekmek üreten bir fırıncının, GSYİH’ye katkısı olurdu; fakat fırıncı aynı ekmeği kendi ailesi için pişirdiğinde GSYİH’ye katkısı olmaz (satın alacağı içindekilerden dolayı hesaba katılmış olurdu).

Dahası “gayri safi” yurtiçi Hasıla; makineler, binalar ve buna benzer (sermaye stoku denilen) hasılat üretiminde kullanılan eskime ve yıpranmayı dikkate almaz. Eğer sermaye stokundaki bu azalma ki buna amortisman deniyor, GSYİH’den çıkarılırsa net yurtiçi hasılayı elde ederiz.

Kuramsal olarak GSYİH, üç farklı yoldan gözlemlenebilir:

1. Üretim yaklaşımı; üretim sürecine dahil olan ara girdilerin değerini içermeyen toplam satışlar olarak tanımlanan, üretimin her bir safhasındaki “katma değer”i özetler.

Örneğin un, bir ara girdi; ekmek nihai üretimdir ya da bir mimarın hizmetleri bir ara girdidir; bina ise nihai üretimdir.

2. Harcama yaklaşımı; nihai kullanıcılar tarafından yapılan satın alımların örneğin hanehalkları tarafından yiyecek, televizyon tüketimi ve tıbbi hizmetleri; şirketler tarafından makine araç gereç yatırımlarını ve hükümet ile yabancılar tarafından mal ve hizmetlerin satın alımlarını özetler.

3. Gelir yaklaşımı; üretim ile ortaya çıkan gelirleri özetler. Örneğin işçi ödeneklerinin teslimi ve firmaların işlem fazlalığı (yaklaşık olarak maliyetlerden daha düşük satışlar olur).

Bir ülkedeki GSYİH, genellikle çok Sayıda kaynaktan bilginin biraraya getirildiği/derlendiği ulusal istatistiki Kuruluşlar tarafından hesaplanır. Bununla birlikte hesaplamada çoğu ülke, kurulu uluslararası standartları takip eder. GSYİH’yi ölçmede uluslararası standart; Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Komisyonu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası tarafından 1993’te bir araya getirilen Milli Muhasebe Sistemi  kapsamındadır.

Reel GSYİH

İnsanların ekonomi hakkında bilmek istediği bir şey de; toplam mal ve hizmet hasılatının daralıyor mu yoksa büyüyor mu olduğudur. Yalnız GSYİH, cari ya da Nominal fiyatlarla derlendiği için enflasyon düzeltmesi yapılmadan iki dönem kıyaslanamaz. Reel GSYİH’yi belirlemek için GSYİH’nin Nominal değeri, fiyat değişiklikleri hesaba katılarak düzeltilmiş olmalı ki hasılat değerinin yüksek olmasının, daha çok üretildiğinden mi yoksa sadece fiyatların yüksekliğinden mi olduğunu görmemizi sağlar. Fiyat indirgeyicisi (deflatörü) denilen istatistiksel/istatistikî bir araç, GSYİH’yi nominalden sabit fiyatlara uyarlamak için kullanılır.

GSYİH önemlidir; zira ekonominin hacmi ve ekonominin Performansının nasıl olduğu hakkında bilgi verir. Reel GSYİH’deki büyüme oranı, ekonominin genel sağlığının bir göstergesi olarak sıkça kullanılır. Geniş manada; reel GSYİH’deki bir yükseliş, ekonominin iyi gittiğine dair bir işaret olarak yorumlanır. Reel GSYİH, fazlasıyla büyüdüğünde istihdam da -şirketlerin fabrikaları için daha fazla işçiyi işe almasından dolayı- muhtemelen yükseliyor olur ve insanların, ceplerinde daha çok parası olur. GSYİH daraldığında, son küresel ekonomik kriz boyunca birçok ülkede olduğu gibi, istihdam çoğu kez düşer. Bazı vakalarda, GSYİH büyüyordur; fakat iş arayanlara yeterli sayıda iş yaratacak kadar hızlı değildir. Yalnız GSYİH büyümesi zamanla dalgalanmaya girer. Ekonomiler bazen canlanma dönemindedir bazen de ağır/yavaş büyüme dönemindedir ya da durgunluk (resesyon) -çoğu kez, hasılattaki düşüş boyunca iki adet birbirini izleyen üç aylık süre olarak tanımlanır) dönemindedir. Örneğin Amerika’da; 1950-2011 arasında, süresi/uzunluğu farklılaşan ve zorlu olan altı resesyon vardı. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu(NBER), Birleşik Devletler’in o tarihlerine konjonktür dalgaları/iş çevrimleri adını verir.

İki Ülkenin GSYİH’lerinin Kıyaslanması

GSYİH, söz konusu ülkenin para biriminde ölçülür. Farklı para birimlerini kullanan iki ülkedeki hasılatın değerini kıyaslamak, düzeltme yapmayı gerektirir. Alışılan yöntem; her ülkenin GSYİH değerini, Birleşik Devletler/Amerikan dolar’ına dönüştürmek, daha sonra onları kıyaslamaktır. Dolar’a dönüşüm, ya piyasa döviz kuru oranları -bunlar yabancı döviz piyasasında baskındır- ya da satın alma gücü paritesi (PPP-Purchasing Power Parity-Satın Alma Gücü Paritesi) döviz kurları ile yapılabilir. PPP döviz kuru; bir ülkenin para biriminin, her bir ülkedeki mal ve hizmetlerin değerinin satın almada aynı olduğu bir başkasınınkine çevrildiğindeki/dönüştürüldüğündeki orandır.

Yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülkelerde, piyasa ve satın alma gücü paritesine dayalı döviz kurları arasında geniş bir fark/derin bir uçurum vardır. Çoğu yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülkeler için piyasa oranı ve satin alma gucu paritesi (PPP) Amerikan doları döviz kurlarının oranları; 2 ile 4 arasındadır. Bunun nedeni; ticaret dışı mal ve hizmetlerin, düşük gelirli ülkelerde, yüksek gelirli ülkelerden daha ucuz olma eğilimindendir. Örneğin NewYork’taki bir saç kesimi, Bishkek’tekinden daha pahalıdır (ticareti yapılabilen malların maliyeti -makineler gibi- iki ülke çapında aynı olsa bile). Gelişmiş ülkeler için piyasa ve PPP döviz kurları, daha yakın olma eğilimindedir. Bu farklılıkların anlamı; yükselen piyasa ve Gelişmekte olan ülkelerin, PPP döviz kuru kullanıldığında, tahminî daha yüksek dolarlı bir GSYİH’ye sahip olmalarındandır.

IMF, internet sitesinde bir GSYİH sıralaması yayınlar (www.imf.org). IMF gibi uluslararası Kuruluşlar, aynı zamanda küresel ve bölgesel reel GSYİH’yi de hesaplar. Bunlar; dünya ekonomisi ya da dünyanın belirli bir bölgesinin ne kadar hızlı ya da yavaşça büyüyor olduğu hakkında fikir verir. Tek tek ülkelerdeki GSYİH’nin ağırlıklı ortalaması, ağırlıkları yansıtılan her bir ülkenin gruptaki GSYİH payıyla toplam büyüklükler yapılanır (PPP döviz kurlarının, uygun ağırlıkları belirlemek üzere kullanılmasıyla).

GSYİH’nin Açıklamadıkları

GSYİH’nin ne anlatamayacağını anlamak da ayrıca Önemlidir. GSYİH, bir ülkenin iyi oluşunun ya da yaşam standardının etraflı bir ölçümü değildir. Bununla birlikte kişi başına (kişi başına GSYİH) mal ve hizmetlerdeki hasılat değişimi, genel iyi oluş ile ilgili varsayılan önemli şeyleri yakalamasa da bir ülkedeki ortalama vatandaşın daha varlıklı ya da daha yoksul olup olmadığının bir ölçüsü olarak sıklıkla kullanılır. Örneğin; yükselen hasılat, çevresel hasar ya da gürültü gibi diğer dışsal maliyetler bedeliyle gelebilir ya da boş zamanın azalmasını veya yenilenemeyen doğal kaynakların tükenmesini içeriyor olabilir. Yaşam kalitesi, toplam seviyeye değil de bir ülkenin yerleşikleri arasındaki GSYİH dağılımına bağlı olabilir. Birleşik Devletler, sadece kişi başına GSYİH’ye dayanarak değil yaşam beklentisi, okuryazarlık ve okula kaydolma gibi unsurlara da dayanarak ülkeleri derecelendirdiği bir Beşeri Kalkınma Endeksi hesaplar. GSYİH’nin bazı eksikliklerini açıklamak üzere Gerçek Gelişim Göstergesi, Gayri Safi Milli Mutluluk Endeksi gibi başka girişimler (bu iki endeks de eleştirilir) de yapılmaktadır.

* Tim Callen IMF dış ilişkiler bölümümde direktör yardımcısıdır.
** Kaynak: Gross Domestic Product: An Economy’s All

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Yorum Ekleyin

Yorum yapmak için tıklayınız