Reel Döviz Kurları: Paranın Satın Alabildikleri

[vc_row][vc_column width=”1/1″][vc_column_text]

Yazar: Luis Catão*
Çeviren: K. Çağlar Ulukan

Bir ülkenin mallarının başka bir ülkenin, bir grup ülkenin ya da dünyanın geri kalanının malları karşısında, cari döviz kurundaki değeri nedir?

Bir para biriminin aslında aşırı değerli mi ya da değersiz mi olduğuna nasıl belirleyebiliriz? Uluslararası Ekonomi ve pek çok ticari ihtilafın temelinde bu soru yatar.

George Soros bir defasında -1992’de-  başarılı bir şekilde İngiliz Sterlini’ne karşı 1 milyar $ yatırım yaparak – ki bu büyük ölçekli döviz spekülasyonu çağının da başlangıcı oldu- buna bir cevap bulmuştu. Soros ve Pound’un aşırı değerli olduğuna inanan diğer spekülatörlerin saldırılarıyla, Sterlin çökmüş ve bu Birleşik Krallığı ortak Avrupa Para Birimi Euro’nun öncüsü olan Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’nda çıkışa zorlamıştı. Birleşik Krallık bir daha asla ortak para birimine dönemedi.

Fakat sonraki yıllarda ne Soros ne de benzeri spekülatörler aynı marifeti istikrarlı bir şekilde tekrar edemediler ve ekonomi mesleği bir para biriminin düzgün değerlenip değerlenmediğini anlayan sağlam bir metottan yoksun kaldı. Döviz kurunun ekonomide merkezi bir fiyat olduğunu ve potansiyel olarak cevabı ulaştıracak ve hakkında pek çok data bulunan bir ölçünün, reel döviz kurunun (RDK),bulunduğunu varsayarsak bu başarısızlık dikkat çekicidir.

Reel Döviz Kuru nedir?

İki ülke para birimleri arasındaki reel döviz kuru, nominal döviz kuru ile (mesela bir euro’nun dolar cinsinden maliyeti) ile iki ülkedeki fiyatların birbirine oranın çarpımıdır. Esas denklem RDK = eP*/P ‘dir, ki bizim örneğimizde e nominal dolar/euro döviz kuru, P* bir malın Euro Bölgesindeki ortalama fiyatı, P ise aynı malın ABD’deki ortalama fiyatıdır.

Big Mac örneğinde, e=1.36’dır. Eğer Almanya’daki fiyatı 2.5 Euro ve ABD fiyatı 3.40 $ ise, bu durumda (1.36) X (2.5) ÷ 3.40, RDK’nın 1 olduğu sonucunu verir. Fakat Almanya fiyatı 3 Euro ve ABD fiyatı 3.40 $ olsaydı, 1.36 X 3 ÷ 3.40’tan RDK 1.2 olurdu.

Şeylerin gerçek maliyeti

Pek çok insan nominal döviz kuruna, yani bir para biriminin diğer para birimi cinsinden fiyatına aşina.  Nominal döviz kuru genelde yabancı para biriminin yerli para birimi cinsinden fiyatı olarak açıklanır. Yani eğer dolar sahibi biri için 1 Euro satın almak 1.36 $’a mal oluyorsa, Euro sahibi kişi açısından nominal kur dolar başına 0.735 Euro’dur.  Fakat nominal kur hikayenin tamamı değil. Farklı para birimini satın alan bir kişi veya firma onunla neler alabileceğiyle ilgilenir. Doları olursa mı yoksa Euro’su olursa mı daha karlıdır? İşte bu RDK’nın gündeme geldiği yerdir. RDK, bir ülkenin mallarının başka bir ülkenin, bir grup ülkenin ya da dünyanın geri kalanının malları karşısında, cari nominal döviz kurundaki değerini ölçmeye çalışır.

İki ülke arasındaki reel döviz kurunu temsili bir ürün kullanarak, mesela pek çok ülkede özdeş olarak satılan Big Mac hamburgeri, ölçebiliriz. Eğer reel döviz kuru 1 ise, fiyat ortak bir para birimi cinsinden ifade edildiğinde, bir adet hamburgerin maliyet ABD’de, Almanya’da da aynı olurdu. Eğer Big Mac ABD’de 1.36 $, Almanya’da (ya da Euro kullanan başka bir ülkede) 1 Euro olursa, tam olarak yukarıdaki durum oluşurdu. Tek ürünlü bu dünyada (fiyatların döviz kuruna eşit olduğu) dolar ve euronun satın alma gücü paritesi aynı ve reel döviz kuru 1’dir (Kutu 1’e bakınız.)

Fakat farz edelim ki burger Almanya’da 1.2 Euro’ya satılıyor. Bu, hamburgerin Euro Bölgesi’nde %20 daha pahalıya mal olduğu anlamına gelir ki bu da Euro’nun dolar karşısında olması gerektiğinden %20 daha değerli olduğunu gösterir.  Eğer reel döviz kuru, 1.2 olduğu durumdaki gibi, uyumsuz olursa, nominal döviz kuru üzerinde düzeltilmesi için bir baskı olacaktır çünkü aynı ürün bir ülkede başka bir ülkeye göre daha ucuza alınabilir. Bu durumda dolar satın alıp, bu dolarları Amerika’da  1 Euro’ya karşılık gelen bir fiyata Big Mac satın almak için kullanmak ve daha sonra 1.2 Euro’ya Almanya’da satın almak ekonomik anlamda mantıklı bir hareket olurdu. Bu şekilde fiyat farklılıklarında avantaj sağlamaya arbitraj denir.  Arbitraj yapan kişiler Almanya’da satmak amacıyla alacakları Big Mac için dolar satın aldıkça, dolara olan talep artar ve buna paralel olarak nominal döviz kuru da, Almanya ve ABD’deki  fiyat eşitleninceye, yani RDK 1 oluncaya kadar yükselir. Gerçek dünyada fiyatları doğrudan karşılaştırmamızı zorlaştıran ulaştırma, ticari kısıtlamalar ve tüketim tercihi gibi pek çok farklı maliyet söz konusudur.

Fakat esas fikir; reel Döviz Kurunda bir sapma meydana geldiğinde, para birimleri değişmek için bir baskıyla karşılaşırlar. Aşırı değerli para birimleri için baskı değer kaybetme yönünde, değersiz para birimleri için ise değer kazanma yönündedir.  Eğer hükümet politikası gibi etkenler döviz kurunun olağan dengelemesini engellerse, çoğu kez ticari ihtilaf meselesidir, durum daha da karmaşıklaşabilir.

Birden fazla ürün

Peki ülkeler birden fazla ürün sattığında satın alma gücü nasıl karşılaştırılır? Bunu yapabilmek için, ekonomistler genelde reel döviz kurunu bir ürün sepeti cinsinden ölçerler. Böylesi bir sepetin fiyatı bir endeks sayısı şeklini aldığından – hem mal hem hizmetleri içeren tüketici fiyat endeksi gibi örneğin- RDK da genellikle seçilen bir zaman aralığına göre referans alınabilen bir endeks cinsinden ifade edilir. Dolar-Euro örneğimize geri dönersek, eğer RDK 1.2 ise, seçilen karşılaştırma ölçütüne göre Avrupa’daki ortalama tüketici fiyatları ABD’dekinden %20 daha yüksektir. Endeksler mutlak değeri değil (örneğin Big Mac’in fiyatı gibi), tüm fiyatlardaki baz alınan yıla göre oluşan değişimi gösterirler. (Eğer, diyelim ki, endeks 2000 yılında 100, 2011 yılında 120 ise, ortalama fiyatlar 2000 yılına göre %20 daha yüksektir.)

İki ülke arasındaki RDK endeksleri önemli olabilir. ABD’nin Çin’le arasındaki büyük ticaret açığı politik ve ekonomi bir problem haline geldi ve bu sorunun köklerinin temelinde denge seviyesinden uzaklaşmış döviz kurlarının yatıp yatmadığı bir tartışma konusu.

Fakat, ekonomistler ve politika yapıcılar, ekseriyetle, bir para biriminin genel olarak dengede olduğunu ölçerken reel efektif döviz kuruyla (REDK) daha çok ilgilidirler. REDK, bir ülkenin tüm ticari partnerleriyle olan RDK’larının her partnerinin ticaret hacmindeki oranına göre ağırlıklı ortalamasıdır. REDK bir ortalama olduğundan, bir ülkenin para biriminin bir ya da birden çok ülke ticari ortağının para birimine karşı aşırı değerli ya da değersiz olması durumunda dahi REDK “denge” seviyesinde (toplamda hiçbir sapma olmaksızın) olabilir.

Bir para biriminin yanlış mı değerlendiğini ve eğer öyleyse ne ölçüde yanlış değerlendiğini saptamak için, REDK’nın zaman serileri vasıtasıyla kabaca bir fikir elde edilebilir. Mutlak ve göreli RDKlarda olduğu gibi, para birimleri dengedeyse hiçbir değişiklik olmamalıdır. Fakat tüketim kalıpları istatistikçiler tarafından oluşturulan piyasa sepetlerinden –ticari politikalar ve tarifeler ve taşıma maliyetlerinde olduğu gibi- çok daha hızlı değişebildiğinden REDKlardaki bir sapma mutlak olarak denge seviyesinden bir sapma olduğunu göstermez.

Fakat taşıma maliyetleri ve gümrük tarifelerinin geçtiğimiz yüzyılda sert bir şekilde düşmesine ve milli tüketim sepetlerinin daha da yeknesak hale gelmesine karşın REDKlardaki dalgalanmalar daha da yoğunlaştı. Bir yüzyıl önce, gelişmiş ülkeler arasında, REDK dalgalanmaları %30 bandının içindeydi. 1980’lerde ABD kendi REDKsında %80 büyüklüğünde salınımları tecrübe etti! Diğer ülkeler de benzeri tecrübeleri yaşadılar.

Diğer şeyler işin içinde

Fakat tüm büyük çaplı REDK dalgalanmaları denge seviyesinden sapmanın bir belirtisi olarak yorumlanmamalıdır. Bazı büyük REDK dalgalanmaları belirgin ölçüde düzdür. Bu, taşıma maliyetleri, tercihler ve gümrük tarifeleri gibi denge seviyesinden sapmış olmayan bir para biriminin REDK’sını etkilenmesinde kilit rol oynayan etkenlerin dışında başka etkenler olabileceğini gösterir.

Ülkelerin arasında ticareti yapılan ürünlerdeki verimliliğin artmasına yol açan teknolojik değişimlerin bu etkenlerden biri olduğu düşünülür. Verimlilikteki artış daha düşük üretim maliyetine yol açtığından, REDKlar dengeyi sürdürebilmek için artış gösterirler. Fakat bir piyasa sepetindeki tüm ürünler ticareti yapılabilir ve uluslararası rekabete konu ürünler değiller. Ev ya da pek çok kişisel hizmet gibi ticareti yapılamayan mallar minimum düzeyde fiyat rekabeti ile karşı karşıyadır. Ticari bariyerlerin ve döviz kontrollerinin olmadığı durumda ticareti yapılabilen malların fiyatları ülkeler arasında eşitlenme eğilimindeyken, ticareti yapılamayan malların fiyatları büyük ölçüde değişebilir. Ekonomi teorisi ve teoriyi destekleyen veriler ülkeler arasındaki REDK farklılıklarının sebebinin ticareti yapılamayan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki dalgalanmaları olduğunu ileri sürer.

Ticaret hadlerinde kalıcı değişimler (petrol üreticisi ülkelerin sıklıkla tecrübe ettiği gibi) ve mali politikalardaki farklılıklar, gümrük tarifeleri ve hatta finansal gelişmişlik de REDKların ülkeden ülkeye neden farklılık gösterdiğini açıklamaya yardımcı olabilirler. IMF ve diğer analistler eğer denge seviyesinden bir sapma yoksa gerçek REDKnın etrafında dönen “denge” REDKyı tahmin ederken bu ve benzeri reel döviz kuru temel prensiplerini hesaba katarlar.

RDKların “denge” noktasını tahmin etmek, fiyatların kısa vadede bir şekilde yapışkan olması ve fakat nominal döviz kurunun (döviz kurunun piyasalar tarafından belirlendiği ülkelerde) yapışkan olmaması nedeniyle zor olabilmektedir. Dolayısıyla REDKlar genel olarak haberlere ve gürültücü ticarete tepki olarak önemli ölçüde kısa vadeli volatilite gösterirler ve pek çok piyasa katılımcısı ve politika yapıcının durumu yanlış anlamaları -bazen çok yanlış anlamaları- pek de şaşırtıcı değildir. Bu durum yıkıcı sonuçlar doğuran büyük yeniden ayarlamalara neden olabilir -1992 ERM krizinde olduğu gibi örneğin[i].  Kusursuz değil gerçi ama REDKların pek çok finansal krize giden yolda döviz kurlarına ilişkin büyük çapta aşırı değerleme sinyalleri vermesi, IMF ve diğerleri açısından iki taraflı RDK ve çok taraflı REDKları görüntüleyebilmeyi önemli hale getiriyor.

Luis Catão: IMF Araştırma Bölümü’nde Yardımcı Şef.
Kaynak:Real Exchange Rates: What Money Can Buy

[i] Ç.N: ERM Krizi, İngiliz hükümetinin Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’ndan (ERM) çıkmak zorunda kalması sonucu oluşan krizdir. Kara Çarşamba olarak da bilinir.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

1 Yorum

Yorum yapmak için tıklayınız