Mikro ve Makro: Ekonomik Ayrım

Yazar: G. Chris Rodrigo*

Çev.: Talha Şamil ÇAKIR

 İktisat bilimi, ekonominin genelinin ve tekil piyasaların nasıl işlediğinin analiz edilmesi arasındaki ayrışmadır.

Fizikçiler kâinatı oluşturan gezegenler, yıldızlar, galaksiler ve yerçekimini incelerler. Bununla beraber atomların küçük dünyasını ve onun yapısını teşkil eden alt parçacıklarını da çalışırlar.

İktisatçılar da iki alanla uğraşırlar. Makroekonomi adını verdiğimiz büyük fotoğrafta, genel ekonominin nasıl çalıştığıyla ilgilenilir. Makroekonomi istihdam, GSYH, enflasyon – kısaca haberlerdeki meseleler ve devlet siyasası hakkındaki tartışmalarla uğraşır. Küçük fotoğraf ise mikroekonomidir. Mikroekonomi ise arz ve talebin mal ve hizmetler için tekil piyasalarla olan ilişkisi ile ilgilenir.

Makroekonomide konu genel anlamda devlettir-tüm piyasaların iktisatçıların makroekonomik göstergeler adını verdikleri büyük fenomen ile olan etkileşiminin nasıl olduğunu inceler. Mikroekonominin inceleme alanındaysa analiz edilen özne tek bir markettir- petrol endüstrisi ve otomotiv sanayisindeki fiyat artışının arz talep değişikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı örneğinde olduğu gibi. Makroekonomide devlet temel öznedir-örnek olarak, devletin genel iktisadi büyümeye olan katkısı veya enflasyon ile mücadelesi makroekonominin alanına girer. Makroekonomi genel olarak uluslararası bir forma doğru evrilir, çünkü yerel piyasalar yabancı piyasalarla ticaret, yatırım ve sermaye akışı ile bağlanmıştır. Mikroekonominin de ayrıca uluslararası bir yönü vardır. Tekil pazarlar genelde sadece tek bir ülkeyle sınırlandırılmamıştır; bunun en bariz örneği uluslararası petrol piyasasıdır.

Ekonomi biliminde makro-mikro ayrımı, “iktisada giriş” derslerinden doktora çalışmalarına kadar kurumsallaşmıştır. İktisatçılar genel olarak kendilerini mikrocu veyahut da makrocu olarak addederler. The American Economic Association (Amerika Ekonomi Kurumu) son zamanlarda birkaç yeni akademik dergi çıkardı. Bunlardan birisinin adı Mikroekonomi, diğerinin ki birincisiyle uyumlu olarak Makroekonomidir.

Ayrımın Nedeni

Bu her zaman böyle değildi. Hatta on sekizinci yüzyılın sonlarından 1930’ların Büyük Buhranı’na kadar iktisat iktisattı- yani insan topluluklarının mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini nasıl organize ettiklerini araştıran bilim. 1776 yılında Milletlerin Zenginliğini yazan Smith’ten çok önce yaşamış düşünürler iktisat alanında kimi araştırmalar yapmış olmalarına rağmen, bu disiplin iktisadın babası olarak anılan İskoç felsefeci Adam Smith gibi erken iktisatçıların çalışmalarıyla başladı. Smith’in, bir kimsenin bir bütün olarak toplum adına en iyi sonucu sağlamak için kendi çıkarını maksimize etmesine rehberlik eden gizli el düşüncesi sosyal bilimlerdeki en fazla ilgi uyandıran kavramlardan birisi olmuştur. Smith ve David Hume gibi diğer erken iktisat düşünürleri bu disiplinin doğuşunu Sanayi Devrimi ile başlattılar.

Ekonomik Teori, Smith’in Ulusların Zenginliği’nin yayınlanması ile Büyük Buhran arasında hatırı sayılır ölçüde gelişti, ancak bu dönemde mikroekonomi ve makroekonomi şeklinde bir ayrım yoktu. İktisatçılar katı bir şekilde ya pazarların denge noktasında olduğunu -fiyatların arz ve talebi eşitleyecek bir şekilde ayarlanma durumu- ya da mali kriz veya kıtlık gibi geçici bir şok durumunda piyasaların hızlıca denge noktasına geri döneceklerini varsaydılar. Bir başka deyişle iktisatçılar tekil piyasaların işleyişinin, bugün işsizlik ve üretim gibi makroekonomik göstergeler adını verdiğimiz hususları açıklayacağına inanırlar.

Büyük Buhran döneminde ortaya çıkan ekonomik aktivitelerdeki şiddetli ve uzun süreli küresel çöküş yukarıdaki gerçeği değiştirdi. Mesele iktisatçıların makro göstergelerin dengesizliğinin farkında olmamaları değildi. İktisatçılar ekonomik krizler ve çetin değişikliklerle sıklıkla kesilen, ekonomilerin iş ve üretimin yükseldiği bir durumdan büyümenin düştüğü ve işsizliğin arttığı bir duruma geçtiği iş döngüleri üzerinde çalıştılar.
İktisatçılar aynı zamanda para ve onun ekonomideki rolü üzerine araştırmalar yaptılar. Ancak dönemin iktisat bilimi Büyük Buhranı açıklayamadı. Piyasaların her zaman dengede olduğu klasik varsayımından hareket eden iktisatçılar 1930larda piyasalardaki büyük iflasa makul bir açıklama getiremediler.

Eğer Adam Smith iktisadın babasıysa, John Maynard Keynes de makroekonominin kurucu babasıdır. Modern makroekonominin bazı kavramları on dokuzuncu yüzyılın sonları ve yirminci yüzyılın başlarında Irving Fisher ve Knut Wicksel gibi düşünürlerce temellendirilmişse de, makroekonominin bağımsız bir disiplin hüviyetine kavuşması, Keynes’in 1936’da İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi isimli şaheserini yayınlaması ile başladı. Genel Teori’nin ana teması makro göstergelerin dengesizliğidir. Erken dönem iktisat bilimi tekil piyasalardaki denge üzerine yoğunlaşmışken, Keynes birbiriyle ilişkili üç piyasada-mal, emek ve finans- eşzamanlı denge fikrini ortaya attı. Keynes, ayrıca genel dengeden sapmaları araştıran “dengesiz iktisat“tan bahsetti. Onun bu yaklaşımı diğer önde gelen iktisatçılar tarafından devam ettirildi ve hızlıca geliştirilerek günümüzde makroekonomi olarak bilinen halini aldı.

micro-macro-economics

Biraradalık ve Bütünleyicilik

Mikroekonomi neyin satılacağı, alınacağı veya üretileceği konusunda karar veren firma veya tüketiciler hakkındaki modellere dayalıdır-bu kararların arz ve talebin eşit olduğu tam rekabet piyasası ve diğer ideal durumlarla geçerli olduğunu varsayar. Öte taraftan makroekonomi ise, klasik gelenekte beklenen sonuçlarla gerçek dünyada gözlemlenen farklılaşmalar ile başladı.

Günümüzde, bu iki alan bir arada var olur ve birbirini tamamlar.

Mikroekonomi, tekil tüketici ve firmaların davranışlarını incelerken, tüketici talep teorisi, üretim teorisi (firma teorisi) ve piyasa rekabetinin doğası, refah iktisadı, ekonomik çıktılarda eksik (hatalı) bilginin rolü, ve eşzamanlı olarak birçok piyasa ile ilgilenen genel denge gibi alt araştırma alanlarına ayrılır. Mikroekonomideki birçok analiz, olağan durum ile ilgilidir. Mikroekonomi; asgari ücretin etkileri, vergiler, fiyat destekleri veyahut tekil marketlerdeki tekeller gibi gerçek hayattaki kavramlarla ilgilenir. Ticaret, sınai organizasyon ve piyasa yapısı, çalışma ekonomisi, kamu maliyesi ve refah iktisadına yönelik uygulamaları vardır. Mikroekonomik analizler, ticari kararlar veya devlet politikasının hazırlanması gibi birbirinden ayrı alanlara derinlemesine bakış sunabilir.

Makroekonomi ise daha çetrefillidir. Kavranması zor olan büyük toplamların birbirleriyle olan ilişkilerini açıklar- ulusal gelir, tasarruflar ve fiyatlar genel seviyesi gibi. Makroekonomi, alışılageldiği üzere uzun vadede ulusal ekonomik büyüme, dengeden kısa süreli sapmalar ve ulusal ekonominin stabilize hale getirilmesi için hazırlanan politikaların araştırılması-büyüme ve fiyatlardaki dalgalanmaları en aza çekme maksatlı- şeklinde alt dallara ayrılmıştır. Bu politikalar, devlet tarafından vergilendirme ve devlet harcamaları şeklinde veya merkez bankasının para politikası işlemlerini içerebilir.

Makro-mikro ayrımında köprü kurmak

Fizikçiler gibi iktisatçılar da bir alandaki bilginin(birikimi) organize edilmesi, kolaylaştırılması ve yeni bilgilerin elde edilebilmesi için kavramsal bir çerçevenin oluşturulabilmesi adına teoriler geliştirirler. Bilim, özellikle “yasa”lar şeklinde düzenlenebilecek kadar istikrarlı olan değişkenler arasındaki düzenli ilişkiler olmak üzere, enformel görüşlerin artması ve birikmesi ile başlar. Teori, deney ve model adı verilen biçimsel ve mantıksal çıkarımlar aracılığıyla sabit/değişmez ilişkilerin saptanması ile gelişir/ortaya çıkar.

Keynesyen Devrimden beri ekonomi disiplininin, temelde biri küçük fotoğrafı diğeriyse büyük fotoğrafı (Yunanca kelimeler olan mikro ve makro, sırasıyla küçük ve büyük anlamlarına gelir) açıklayan iki teorik sistemi vardır. Fizikçilerin yaklaşımından devam edecek olursak, yaklaşık son çeyrek yüzyıldır bir grup iktisatçı mikroekonomiyi ve makroekonomiyi kaynaştırmak ve bütünleştirmek adına ciddi emek sarf ettiler ve halen de etmekteler. Sağlam bir iktisadi analizin mikroekonomik analizdeki elementlerin davranışlarının açıklanmasıyla başlaması gerektiği gerekçesiyle, makroekonomik modeller için mikroekonomik temeller geliştirmeyi denemektedirler.

Ayrıca çok hızlı bilgisayarlar kullanarak büyük sayıda firma ve hane halkının davranışlarını toplayarak büyük makroekonomik göstergelerin davranışlarını simule etme girişiminde bulunmuşlardır. Ancak bu çabanın olası sonuçları hakkında bir şey söylemek için henüz çok erken. Fakat 2008’de başlayan küresel finansal kriz süresince dünya piyasalarında görülen dengesizliklerin eksikliklerini açıkça gösterdiği makroekonomi alanında model geliştirme sürecinde devamlı bir ilerleme vardır.

Nasıl Ayrışırlar?

Çağdaş mikroekonomik teori, fiyatların nasıl belirlendiğine dair ilk teorilerin şaşasından ayrı olarak düzenli bir şekilde gelişti. Diğer yanda makroekonomi ise mevcut teorilerin açıklayamadığı ampirik gözlemlerle kökleşmiştir. Bu anomalilerin nasıl değerlendirileceği hep tartışmalı olmuştur. Mikroekonomide birbiriyle rekabet halinde olan düşünce okulları yoktur, tüm iktisatçılar arasında evrensel, çekirdek bir temel görüş vardır. Ancak aynı durum, makro ekonomi için söylenemez. Makroekonomide ekonomik büyüklüklerin nasıl işlediğini açıklamak üzere birbiriyle rekabet halinde olan düşünce okulları hep var olmuştur ve halen de vardır.  Bu okullara örnek olarak Yeni Keynesyenleri veya Yeni Klasikleri verebiliriz. Ancak bu ayrımlar son yıllarda gittikçe daralmaktadır (Blanchard, Dell’Ariccia, and Mauro, 2010).

İktisattaki alt alanlar sadece mikroekonomi ve makroekonomi değildir. Ekonomik analize istatistikî ve matematiksel metotları uygulamaya çalışan ekonometri, geniş kesimlerce ekonominin üçüncü alanı olarak kabul edilmektedir. Son yüzyılda ekonometride önemli ilerlemeler sağlanmış olmasaydı, makroekonomi ve mikroekonomide başarıyla sonuçlandırılan karmaşık analizler mümkün olamazdı.

* G. Chris Rodrigo, IMF Araştırma Departmanı’nda Misafir Araştırmacıdır.

Kaynak: Micro and Macro: The Economic Divide

Tane yorum

Yorum yapmak için tıklayınız