Daha İyi İşçi, Daha İyi Maaş: Gerçek Mesele – Milton Friedman

Daha İyi İşçi, Daha İyi Maaş: Gerçek Mesele

Wall Street Journal 1 Haziran 1993

Öne sürülen iktisadi politikaları, bu politikaların yarattıkları istihdam sayısı üzerinden yargılamak üzere Milton-Friedman-Picbir eğilim oluştu. Bu yanlış bir kriterdir. Ekonomik mesele iş yaratmak değildir. [İş yaratmak için] kolay bir yol var: asgari ücretle (ya da daha düşük ücretle) insanları işe alırsınız çukur kazdırırsınız ve o çukurları tekrar doldurtursunuz. Gerçek şu ki bu projeyi finanse etmek için vergi oranlarını artırırsınız ve bazı kişiler istihdam kaybeder. İstihdam kaybeden yüksek gelir grubundakiler olur ama yarattığınız düşük gelirli istihdam kaybedilenden fazla olur. Sonuç: istihdam artışı

Esas mesele iktisadi ortamı doğru hazırlamaktır. Öyle ki belirli bir maaş seviyesinde işçiye olan talep o işçi hem tatmin edici olduğu için hem de işçi o maaşı hak ettiği için olmalı. Meselenin özü kalifiye eleman ve daha iyi maaştır daha çok istihdam yaratmak değildir.

Misal vermek gerekirse küçük ve orta işletmelerde işçiye sağlık sigortası yapmanın etkilerini ele alalım. Karşıt görüştekilerin hep tekrarladığı eleştiri istihdamı düşürecek olmasıdır. Herhangi bir firmaya sağlık sigortası yapmayı zorunlu hale getirmek kötü bir fikir olduğuna inanıyorum; ama bunun nedeni istihdamı düşüreceğini inanıyor olmamdan değil.

İşveren, işçinin sağlık sigortasını ödemiyor. İşveren maaş çekini imzalaşa dahi sağlık sigortasının kesintisi işçinin maaşından karşılanıyor ve böylece işçi ay sonunda daha düşük ücret alıyor. Eğer işçi, işverenin sunduğu sağlık sigortasını istemiyorsa ve kesinti miktarlarını da kabullenmek istemiyorsa ya da hükümet asgari ücret aracılığıyla kesintileri engelliyorsa, işçilerin tamamı ya da bazıları işini kaybedecek.

İstihdam kaybı işveren sağlık sigortası yapmak zorunda kaldığı için olmayacaktır; aksine sağlık hizmeti adına maaşlardan yapılan büyük kesintilerle arta kalan az bir miktar ya da bazı yasal düzenlemeler işçi için cezbedici gelmeyeceğinden ötürü istihdam azalacaktır.

İşverene sağlık sigortası yapmayı zorunlu kılmak kötü bir fikir; çünkü işverene maliyeti açısından baktığımızda, net gelirdeki düşüş işçi için yapılan işi daha az cezbedici kılmaktadır. Eğer maaşının sağlık sigortası ve diğer kesilecek kısmını, iktidarın tayin etmesi ya da işverenin tercihi yerine işçi, kendi arzusuna göre tayin edebilirse daha iyi durumda olur.

İşveren tarafından sunulan sağlık sigortasının hala devam etmesinin tek nedeni bu sağlık sigortasının vergiden muaf ek gelir olarak görülmesinden kaynaklıyor. Herkese malum olduğu üzere bu düzenleme 2. Dünya Savaşı’nda uygulanan maaş ve fiyat hadlerinin bir yan ürünü olarak vardır –ki işte size piyasaya iktidar müdahelesinin öngörülmez ve istenmeyen bir sonucuna örnek.

Her ne kadar işveren vergiden muaf olsa da bu meselenin çözümü için vergiden muaf ek gelirin işçinin vergilendirilmiş kazancına dahil edilmesi gerekir. İşçi bu durumda kaybetmez kazançlı çıkar. İşveren piyasa şartlarıyla rekabet edebilmek için işçi maaşlarını yükseltmek zorunda kalır ve işçi de kendi sağlık sigortasını kendi arzusuna göre şekillendirir ki bu durum da işçiyi kendisi için en uygun sağlık sigortasını en uygun koşullarda bulmaya teşvik eder.

Lakin, bu durum siyaseten mümkün görünmüyor. Bir kere kötü kanun çıktı mı, o kanunu ilga etmek çok zor hatta neredeyse imkansız. Neticede tek bir kötü kanun, başka kötü kanunların çıkmasına vesile oluyor.

İkinci bir çözüm yolu ise yine işçinin kontrolünde vergiden muaf sağlık sigorta fonunun oluşturulması. İşçi bu fona istediği miktarda ödeme yapabilir. Her ne kadar sağlık sigortasının algılanan masrafını kötüleştirse de, en azından kendi sağlık sigortası için gerekli fonu yönetmesinde kontrolü işçiye bırakır ki bu da onu en etkin şekilde kullanmaya teşvik eder. Kimse kimsenin parasını kendinden daha iyi yönetemez.

Etiketler