İktisat Bilim Mi?-Robert J. Shiller

isaac-newton-1795.jpg!Blog

[cev. Aytuğ Bolcan]

New Haven – Ben, bu sene (2013), -Nobel Ödülleri verilen kimya, fizik, veya tıbbın aksine- iktisadın bir bilim olmadığını iddia edenler tarafından yapılan eleştirilerin hemen farkında olmamı sağlayan Nobel Anısına İktisat Bilimleri Ödülünün kazananlardan biriyim. Haklılar mı?

İktisat ile ilgili problemlerden biri,  temel ilkeleri bulma yerine, zorunlu olarak politikaya odaklanmış olmasıdır. Hiç kimse, iktisadî verilere politikalar için kılavuz olması dışında, pekte değer veremiyor: bizler için iktisadî olaylarda, atomun iç rezonanslarının veya canlı bir hücrenin diğer organelleri veya keseciklerin işleyişindekine benzer içsel büyüleyicilik yok. İktisadı, ne üretebileceği ile yargılıyoruz. Bu manada iktisat, fizikten ziyade mühendislik gibi spiritüel olmaktan çok pratiktir.

Mühendislik için, olması gerektiği halde, Nobel ödülü yok. Bu yılki kimya ödülünün biraz mühendislik ödülüne benzediği doğru, çünkü nükleer manyetik rezonans donanım çalışmasını sağlayan bilgisayar programlarının altında yatan “karmaşık kimyasal sistemlerin çokölçekli modellerinin geliştirilmesi için” üç araştırmacıya – Martin Karplus, Michael Levitt, ve Arieh Warshel – verildi. Ama Nobel Vakfı, iktisat ödülünü değerlendirilirken,  çok daha pratik, uygulamalı malzeme ile ilgilenmek zorunda kalmaktadır.

Problem, iktisat politikasına odaklandığımız anda, iktisadın bir bilim olmadığının gündeme gelmesidir. Politika dahil olur, ve politik duruş fazlasıyla halk tarafından ödüllendirilir. Nobel Ödülleri, ilgi için hileler yapmayan, ve  gerçeğin samimi olarak  peşindeyken ilgi gösterilmemiş kimseleri ödüllendirmek için tasarlanmıştır.

Neden sadece “iktisat” yerine “iktisat bilimleri” ödülü denilmektedir? Diğer ödüller “kimya bilimleri” veya “fizik bilimleri” olarak verilmemektedirler.

Başlıklarından “bilim” kullanmaya çabalayan alanlar, geniş kitlelere duygusal olarak ulaşmak ve kamu oyuna sahip olmaya çalışan deliler gibi olma eğilimindedirler. Bu alanların isimlerinde, itibarlı olmayan kuzenlerinden ayırt edilmek için “bilim” vardır.

Siyaset bilimi terimi ilk defa, gerçeğin izini sürmek yerine oy ve nüfuz elde etmeye çalışan taraflı alanlardan ayırt edilmek için on sekizinci yüzyılın başında yaygınlaşmaya başladı. Astronomi bilimi,  ondokuzuncu yüzyılın sonlarında,  astroloji ve takımyıldızları hakkında antik mitler üzerine çalışmalardan ayırt edilmek için yayın bir terimdi. Hipnotik bilimi de, on dokuzuncu yüzyılda, büyücülükten ve dinî aşkıncılıktan  hipnotizma çalışmalarını ayırt etmek için  kullanılmaktaydı.

O zamanlar bu terimlere ihtiyaç vardı, çünkü uçuk karşılıkları genel söyleme daha fazla hakim olmuştu. Bilim insanları kendilerini bilim insanı olarak tanıtmak zorundalardı.

Aslında, on dokuzuncu yüzyılda, kendisini simya ve kocakarı ilaçlarından ayırt etmek istediği dönemde kimya bilimi terimi de popülerlik kazanmıştı. Ama, gerçek bilimi sahte uygulamalarından ayırt etmek için bu terimi kullanma ihtiyacı, 1901’de Nobel ödülleri ortaya çıktığı zaman, çoktan unutulmaya başlamıştı.

Benzer bir şekilde astronomi bilimi ve hipnotik bilim terimleri,  belki de saygın bir toplumda gizli ilimlere olan inancın yitirilmesi sebebiyle, 20. yüzyıl ilerledikçe ortadan kalktı. Evet, burçlar popüler gazetelerde hala devam etmektedir, ama sadece bilimsel olarak ciddi bir şekilde eleştirilmek için veya eğlence için oradadırlar; yıldızların kaderimizi belirlediği görüşü, fikrî geçerliliğini kaybetmiştir. Dolayısıyla, “astronomi bilimi” terimine artık ihtiyaç duyulmamaktadır.

“iktisat bilimleri” için eleştiriler bazen, sadece gösteriş için, yoğun matematik gibi bilim süsü verildiğini iddia ederek iktisat “sözdebilim (pseudoscience)”nin gelişimini kastetmektedir. Örneğin, Nassim Niholas Taleb, 2004’deki Rassallık’la Aptallaşmak1 kitabında söz konusu iktisat bilimler için : “denklemlerin ağırlığı altında şarlatanlığı gizleyebilirsiniz, ve kontrollü deneyler olmadığı için hiç kimse sizi yakalayamaz” demiştir.

Ama fizik, böyle eleştirilerden münezzeh değildir.  Lee Smolin, 2004’deki Fiziğin Sorunu: Sicim Teorisinin Yükselisi, Bilimin Düşüsü,  ve Sırada Ne Var?2, adlı kitabında, fizik mesleğini,  deneylerle test edilebilir teoriler yerine daha güzel ve zarif teorilerle (özellikle sicim teorisiyle) aklı çelindiği için kınamıştır. Benzer bir şekilde, Peter Woit, 2007’deki Yanlış Bile Değil:  Sicim Teorisinin Başarısızlığı ve Fizik Kanununda Birlik için Arayış3 adlı kitabında fizikçileri, matematiksel iktisatçıların işlediği söylenen, hemen hemen aynı günah ile suçlamıştır.

Bana göre, yaklaşımın (approximation), fizik bilimlerindekinden çok daha fazla olması gerekliliği sebebiyle, özellikle manyetik rezonans veya temel parçacıklardan ziyade insanları tanımlayan modeller olduğunu düşünürsek;  iktisat, fizik bilimlerinden daha fazla, doğruluğu asla belirgin olmayan modellere açıktır. İnsanlar fikirlerini değiştirebilir ve tamamen farklı davranabilirler. Hatta, davranışsal iktisadin, iktisadî sonuçları anlamak için önemli bulduğu karmaşık olgulara, nevrozlar ve kimlik sorunlarına sahip olabilirler.

Ama Taleb’in söylediği gibi, iktisada bulunan tüm matematik şarlatanlık değildir. İktisadın, kaçınılamayacak kadar önemli kantitatif bir yanı bulunmaktadır. Zorluk, modelleri ekonomideki indirgenemez insan unsurunu ile uygun hale getirmek için gerekli olan çeşitli düzeltmeler ile matematiksel bakış açısını birleştirmektir.

Şu an moda olan matematiksel modellerle çatışma içinde olsa da düşünüldüğü gibi, gelişmiş davranışsal iktisat, matematiksel iktisat ile tamamen çatışma içinde değildir. Ve araştırmacıların karşılaştığı temel zorluklar, kendi metodolojik sorunlarını içeriyor olmasına rağmen, diğer alanlardaki araştırmacıların karşılaştığı zorluklardan esasen farklı değildir. İktisat geliştikçe, yöntem dağarcığını ve kanıt kaynaklarını genişletecek, böylece bu bilim daha güçlü hale gelecek ve şarlatanlar açığa çıkacaktır.

 

1Nassim Nicholas Taleb (2004), Fooled by Randomness: The Hidden Role of Chance in Life and in the Markets

2 Lee Smolin (2004), The Trouble with Physics: The Rise of String Theory, The Fall of a Science, and What Comes Next,

3 Peter Woit (2007), Not Even Wrong: The Failure of String Theory and the Search for Unity in Physical Law,

Yazar/Çevirmen Hakkında

Aytug Bolcan

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler