Hesaplamalı Sosyal Bilimler

Hayatımız ağın içinde geçiyor. Düzenli olarak e-postalarımızı kontrol ediyor, cep telefonlarımızla hemen her yerde konuşuyor, toplu taşıma araçlarında akıllı biletimizi kullanıyor, kredi kartlarımızla alışveriş yapıyoruz. Kamuya açık yerlerdeki hareketlerimiz video kaydına alınabildiği gibi sağlık durumumuz da dijital dosyalarda tutuluyor. Herkese açık blog yazıları yazabilir, arkadaşlıklarımızı çevrimiçi sosyal ağlarda sürdürebiliriz. Bu işlemlerimizin her biri dijital kırıntı bırakıyor ve bu kırıntılar birleştirilerek elde edilecek birey veya grup davranışları ile ilgili resimler, hayatımız, kurumlar ve toplumlar hakkındaki anlayışımızı değiştirecek potansiyeli barındırıyor.Picture-24

Büyük miktarlardaki verileri toplama ve işleme kapasitesindeki artış biyoloji ve fizik gibi bilimleri dönüştürdü. Fakat veri güdümlü “hesaplamalı sosyal bilimler”in ortaya çıkması çok daha yavaş gerçekleşmekte. Ekonomi, sosyoloji ve siyaset biliminin önde gelen dergilerinde bu alanla ilgili pek çalışma göremiyoruz. Lakin hesaplamalı sosyal bilimler gerçekleşiyor – Google ve Yahoo gibi İnternet şirketlerinde ve ABD Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) gibi devlet kurumlarında. Hesaplamalı sosyal bilimler bazı özel şirketlerin ve devlet kurumlarının yegâne çalışma alanı hale gelebilir. Veyahut özel verilere erişip makaleler yayınlayan -fakat çalışmaları kritiğe tabi tutulamayan veya tekrar edilemeyen- seçkin bazı akademik araştırmacılar türeyebilir. Her iki senaryo da bilginin toplanması, doğrulanması ve yayılması açısından uzun vadede toplumun çıkarına sonuçlar doğurmaz.

-Açık akademik bir çevrede temellenen- hesaplamalı sosyal bilimler, topluma, birey ve topluluk anlayışını geliştirmekle ne gibi değerler sunabilir? Hesaplamalı sosyal bilimlerin ortaya çıkmasının önündeki engeller nelerdir?

Bugüne kadar insan etkileşimleri ile ilgili yapılan araştırmalar, genelde kişinin bir defaya mahsus vermiş olduğu kendi beyanatına dayalı verilerle yapılıyordu. Güvenlik kameraları (1), e-posta, akıllı kimlikler gibi yeni teknolojiler ise uzun-süreli etkileşimlerin anbean resimlerini veriyor, ilişkilerin hem yapısını hem de içeriğini görmemizi sağlıyor. Örneğin, e-posta verisinden grup etkileşimleri incelenebilir, insan ilişkilerinin zamansal dinamikleri ile ilgili sorular sorulabilir: çalışma grupları kısa sürede stabil hale geliyor mu yoksa zaman içinde çok mu değişiyor (2)? Üretken grupları ve bireyleri tanımlayan iletişim örüntüleri nelerdir? Aldığımız haberlerin veya içeriklerin çeşitliliği gücümüzü veya performansımızı belirler mi (3)? Yüz yüze grup etkileşimleri “sosyometre”ler ile zamanla ölçülebilir. Giyilebilir bu tarz teknolojiler fiziksel  yakınlık, mekân, hareket ve sair cihetlerde bireysel davranışlar ve kolektif etkileşimleri kayıt altına alabilir. Bu veri, şirket içi yakınlık veya iletişim örüntüleri, yüksek performanslı birey ve gruplardaki akış örüntüleri gibi konularda ilginç sorular sormamızı sağlayabilir (4).

Ayrıca, toplumun makro sosyal ağının nasıl göründüğünü ve zaman içinde nasıl şekillendiği de incelenebilir (5). Telefon şirketleri yıllara ait telefon görüşmesi örüntülerine sahip olduğu gibi, Yahoo ve Google gibi e-portallar da dünya genelinde anlık mesajlaşma verilerine sahipler. Bu veriler toplum düzeyinde, kuşatıcı bir şekilde iletişim örüntülerinin resmini çiziyor mu? Bu etkileşimler ekonomik üretkenliği veya toplum sağlığını ne şekilde etkiliyor? Dahası, insanların hareketlerini takip etmek de çok kolaylaştı (6). Cep telefonları büyük ölçekte insanların hareketlerini ve fiziksel yakınlıklarını takip etme olanağı sunuyor (7). Bu veriler, salgın hastalıklar bilimi (epidemiyoloji) adına kullanışlı bilgiler verebilir: Gripteki gibi fiziksel yakınlıkla bulaşan bir patojen toplumda nasıl yayılıyor?

İnternet insanların ne dediğini ve nasıl bağlandığını anlamamız adına tamamen farklı bir kanal sunuyor (8). Son siyasi atmosferi düşünün mesela, argümanların yayılışının, dedikoduların, politik veya diğer mevzularda alınan pozisyonların takip edildiği blog dünyası (9), seçmenin endişelerinin aramalarda görünür olduğu bir dünya. Sanal dünyalar, doğaları gereği bireyin her türlü davranışını kayıt altına alıyor, araştırma için de çok çeşitli fırsatlar sunuyor – normalde yapılması mümkün olmayan veya kabul edilemez deneyler gibi (11). Benzer şekilde, sosyal ağ siteleri, bireyin kendi ağındaki etkisinden tutun, zevklerini, oradan halini keyfini, hatta sağlık durumunu anlamaya olanaklar sunarken (12), doğal dil işleme (NLP) İnternetten ve diğer kaynaklardan edinilen metinleri organize ve analiz etme kapasitesini artırıyor (13).

main-thumb-t-65399-200-xshugkolccsvliaaytznfqapjvlqtisbHâsılı, emsali görülmemiş bir genişlik, derinlik ve ölçekte veriyi toplama ve işlemeyle gün yüzüne çıkıyor hesaplamalı sosyal bilimler. Ancak, sağlam bariyerler, bu gelişmeyi kısıtlayabilir. Bugün insan davranışlarını anlama adına kullandığımız yöntemler, toplumdaki neredeyse tüm bireylerin dakika dakika etkileşimlerinin ve konumlarının tanımlı olduğu terabyte’larca veri henüz ortada yokken geliştirildi. Örneğin, bir kaç düzine insanın tek seferlik verileri ile temellenmiş günümüzdeki sosyolojik ağ teorisi, çok büyük boyutta ve uzun zaman boyunca, milyonlarca insanın konum, finansal işlemler, iletişimsel bilgilerine dair bize ne verebilir? Elbette, insan etkileşimlerini barındıran, yeni ortaya çıkan bu büyük veri kümeleri, bize insan davranışları ile ilgili nitelikli bilgiler ve yeni perspektifler sunabilir, fakat şu anki paradigmalarımız bunu algılayacak ölçüde olmayabilirler.

Hesaplamalı sosyal bilimlerin gelişmesinin önünde devasa kurumsal engeller de var. Gözlemleme ve müdahale adına fizik ve biyolojinin konusu olan maddeler başka türlü zorluklar çıkarıyordur. Ama ne quarklar ne de hücreler gizli yönlerinin keşfedilmesi veya bulundukları şartların değiştirilmesi sonucu protestoya kalkışırlar. Altyapı açısından da biyolojiden hesaplamalı biyolojiye geçişten daha ciddi bir uçurum var sosyal bilimler ile hesaplamalı sosyal bilimlere geçişte; çünkü dağınık izleme, izin alma ve güvenlik şifrelemesi gibi gereksinimleri var. Sosyal bilimlerde kaynak daha az ve hatta mühendislik veya bilgisayar bilimleri ile sosyal bilimler bölümleri arasındaki fiziksel (ve idari) mesafe bile diğer bilimlerden daha fazla.

Belki de en dikenli zorluk işin veri kısmında, erişim ve mahremiyet itibarıyla. Zira verinin çoğu kişiye tescilli (cep telefonu kullanımı ve finansal işlemler bilgileri gibi). AOL tarafından ‘anonimize’ edilerek kamuya açılan müşterilerinin arama kayıtlarının fiyasko ile sonuçlanması bireylerin ve kurumların şahsi bilgileri özel şirketlerle paylaşmasındaki potansiyel risklerin farkındalığını artırdı (14). Araştırmayı kolaylaştıran, tüketici mahremiyetini koruyan ve şirketlere de yükümlülük muafiyeti getiren, endüstri ve akademi arasında işbirliğini ve veri paylaşımını sağlayacak sağlam modellerine ihtiyaç var. Genel olarak, mahremiyet meselelerini düzgün bir şekilde idare etme en temel husus. ABD Ulusal Araştırma Konsülünün coğrafi bilgiişlem sistemleri raporunda ortaya koyduğu gibi dikkatlice anonimize edilmiş veriden bile kimlikleri tespit etme mümkün olabiliyor (15). Geçen sene, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Wellcome Trust bazı genetik veri tabanlarına çevrimiçi erişimi kesti (16). Her ne kadar veriler anonimize edilmiş, belli başlı genetik işaretçilerin toplu frekansını verse de, araştırmalar her bir bireyin istatistiksel tüm bilgilerini içermesinden ötürü böyle veri tabanlarında deanonimizasyonun mümkün olabileceğini ortaya çıkardı (17).11734_2012_1764_Fig1_HTML

Tek bir dramatik hadise henüz doğmakta olan hesaplamalı sosyal bilimleri boğacak kurallar ve yönetmelikler doğurabileceğinden, riski düşürecek ama araştırma potansiyelini koruyacak öz-düzenleme prosedürleri, kurallar ve teknolojiler gerekmekte. Bir köşe taşı mahiyetinde, ABD Enstitüsel Değerlendirme Kurumları (IRBs), yeni gelişen şartlarda gerçekleşebilecek saldırıları ve doğabilecek zararları anlama adına teknik bilgilerini artırmalı, çünkü hâlihazırdaki şartlar zarar paradigmalarına uygun düşmüyor. Çoğu IRB, kompleks verinin deanonimize edilebileceğini değerlendirebilecek donanıma sahip değiller. Dahası, güvenli ve merkezi bir veri altyapısının oluşturulması IRBler için bir gereklilik olabilir. Günümüz şartlarında veriler, veri güvenliği ve muhtelif protokolleri anlaması farklı yetilerde olan gruplar arasında dağınık bir vaziyette bulunuyor. Araştırmacıların kendileri çalışmaları için gerekli veriyi tutarken mahremiyeti koruyacak teknolojiler geliştirmelidir. Bu sistemler, nihayetinde, müşteri mahremiyeti ve veri güvenliği için endüstriler için faydalı olabilir (18).

Son olarak, diğer yeni doğan bilimler gibi (örn., sürdürebilirlik bilimi) hesaplamalı sosyal bilimler de yeni bilim adamları yetiştirmek için bir paradigma geliştirmeli. Üst düzey komiteler ve editöryal heyetler disiplinler arası çalışmaları anlamalı ve ödüllendirmeli. Başlangıçta, hesaplamalı sosyal bilimler, sosyal ve bilgisayar bilimcilerden oluşan takımların ortak çalışması olmalı. Uzun vadede ise akademi, hesaplamalı sosyal bilimciler mi yetiştirmeli, yoksa hesaplamadan anlayan sosyal bilimciler ya da sosyal bilimlerden anlayan bilgisayar bilimciler mi, karar vermeli. Bilişsel bilimin (cognitive science) oluşumu bize hesaplamalı sosyal bilimlerin gelişimi için güçlü bir model sunuyor. Bilişsel bilim nörobiyolojiden filozofiye, oradan bilgisayar bilimine geniş bir alanla ilgileniyor. Bilişsel bilim ortak bir alan oluşturmak için ciddi miktarda kaynak yatırımı çekti ve geçtiğimiz çağda toplum yararına büyük ilerlemeler kaydetti. Hesaplamalı sosyal bilimlerin de benzer bir potansiyele sahip olduğunu ve benzer yatırımları hak ettiğini ifade edebiliriz.

Çeviren: Talha Öz

Lazer, David, Alex Sandy Pentland, Lada Adamic, Sinan Aral, Albert Laszlo Barabasi, Devon Brewer, Nicholas Christakis et al. “Life in the network: the coming age of computational social science.” Science (New York, NY) 323, no. 5915 (2009): 721.

PDF olarak makalenin orjinali: http://gking.harvard.edu/files/LazPenAda09.pdf

Orjinal kaynak: http://www.sciencemag.org/content/323/5915/721

Yazar/Çevirmen Hakkında

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler