Avrupa Merkez Bankası ve Muhalifleri – Jean Pisani-Ferry

[Çeviri: Burak Sezgin, Yusuf Güngördü, Zeynep Sarıbaş]

PARIS – Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme (PG) girişiminde bulunması Kuzey Avrupa’da özellikle Almanya’da çeşitli yakınmaları beraberinde getirdi. Çoğu asılsız ya da temelsiz. Bazıları kafa karıştırıcı. Diğerleri spekülatif çekincelere gerçeklerden daha fazla ağırlık vermekte olup, pek azı muhtemel çözümleri göz ardı ederek gerçek sorunlara işaret etmektedir.

Eleştiriye bakılacak olursa, sıfır düzeyindeki enflasyonun bir nimet olduğu düşünülebilir. Ancak bu doğru olsaydı, tüm dünyada merkez bankaları uzun süre önce sıfır enflasyonu bir hedef olarak belirlemiş olurlardı. Bunun yerine, hepsi düşük, istikrarlı, fakat artı enflasyonu fiyat istikrarı olarak tanımlarlar.

Bunun nedeni ise, sıfır düzeyindeki enflasyonun çok şiddetli 3 olumsuz sonucunun olmasıdır. İlk olarak, sıfır enflasyon standart para politikasının etkinliğini yok eder (çünkü faiz oranlarının sıfırın altına indiği durumda, mudiler paralarını bankalardan çekerler ve yastık altına koyarlar). İkinci olarak, ücret sözleşmelerinin genellikle avro bazında düzenlenmesinden ötürü, göreli ücretler (örneğin imalata karşı hizmet sektörü çalışanları) daha az esnek hale gelir. Ve üçüncü olarak geçmiş borçların yükü artar ve özel ya da kamu borç krizlerinden çıkış daha da sancılı olur.

Fakat muhalifler diyor ki, endişelenecek bir şey yok, çünkü Euro bölgesinde sıfıra yakın enflasyon sadece petrol fiyatlarındaki keskin düşüşün sonucu. Maalesef,  aslında endişelenecek birkaç şey var. Euro bölgesindeki tüketici fiyat enflasyonu 22 peş peşe ay boyunca hedefin altında kaldı – petrol fiyatı düşmeden çok önce. Daha ucuz petrol büyüme için iyidir, fakat arıca uzun dönem enflasyon beklentilerini düşürür ki bunlar da para politikalarının gerçek hedefleridir.

FILE - European Central Bank Lowers Key Interest On 2,0 Per Cent

Hedefin altında enflasyonun rekabetçiliği onarmak adına gerekli olduğunu ileri süren muhalifler var. Bu sadece kafa karıştırıcı. Euro bölgesinde rekabetçiliği yeniden dengelemenin henüz tamamlanmadığı ve bazı ülkelerin ortalama üstü maliyetleri düşürmek için ortalama altı enflasyon kaydetmesi gerektiği doğru. Fakat bu tüm Euro bölgesi için geçerli değil. Tüm Euro bölgesinin rekabetçiliği ürün kalitesine ve değişken avro döviz kuruna bağlıdır. Bu açıdan enflasyon ilgisizdir.

Bununla birlikte AMB’yi eleştirenler büyücünün çırağından çekiniyor: PG gibi parasal girişimler sonuçta kontrolsüz enflasyona sebep olur. Bu açıklama olsa olsa gariptir. Eleştirmenlerin üzerinde durduğu merkez bankalarının hata yaptığıysa, Euro bölgesinde yapılan hatanın enflasyonun aşırı düşük seviyelere inmesine müsaade etmek olduğuna işaret etmekte yarar var.

Şu an AMB güç kullanarak cevap veriyor, fakat Japon politika yapıcılarının gördüğü gibi, deflasyondan çıkmak kolay olmaktan çok uzak. AMB Başkanı Mario Draghi enflasyonu %2’ye geri çekmekte başarısız olabilir. Veya hedefi aşabilir. Kimse bilemez. Fakat şüpheli bir tehlikenin AMB’yi epey gerçekçi bir tehlikeyle mücadele etmekten alıkoymasını iddia etmek garip.

Ve bir de PG’nin yasadışı olduğu iddiası var. Fakat AMB’nin ilk sorumluluğu fiyat dengesine ulaşıp bunu sürdürmektir. Geleneksel faiz-oranı politikası yetersiz kalıyorsa, görevi diğer araçları kullanmaktır. Devlet tahvilleri alımına AB Anlaşmasında açıkça müsaade edilmiştir.

Bu PG’nin olumsuz tarafı olmadığı anlamına gelmiyor tabi. PG büyük ihtimalle varlık-fiyatı balonu yaratacak. Ultra-düşük faiz oranları varlık fiyatlarını iki şekilde artırır: Bir hisse senedi veya sabit gelir tahvilinin gelecekteki bir gelir akışının cari değerini artırarak veya kredi ve mülk alımlarını daha uygun hale getirerek. Yani varlık-fiyat enflasyonu ihtimali yüksek ve politika yapıcılar bunu düzenleyici araçlarıyla (kredi limitleri gibi) kontrol altına almak zorunda kalacaklar.

Öte yandan PG eşitsizliği artıracak. Hisse senedi, tahvil ve arazi fiyatlarındaki artış sahiplerinin servetlerini büyütecek. Tabii olarak mülkü olmayanlar bundan faydalanamayacaklar. Ama Avrupa Merkez Bankası’nın parasal girişimi büyümeyi ateşleyecek ve iş imkânı yaratacak, dolayısıyla yoksul kesime de faydası olacak. Burada hükumetlere PG’den kaynaklanan eşitsizliğe karşın bir şeyler yapma sorumluluğu düşüyor ve aslında bunun için bir aracı var: Vergi.

Fed PG’ye başladığı zaman sorunlarını dışarı ihraç etmekle suçlanmıştı, çünkü agresif parasal genişleme eninde sonunda doları zayıflatacaktı. Şimdi aynı suçlama AMB için de yapılıyor. Fakat bu yanıltıcı olur. Sonuçta ABD’nin toparlanması ticaret ortaklarına zarardan çok fayda sağladı. Günümüzün küresel karşılıklı bağımlı parasal sisteminde oyunun kuralı her parasal birliğin kendi fiyat istikrarını kovalaması üzerine kurulu. AMB de bu standarttan kopmadı.

Almanya için PG ile ilgili bir diğer endişe de Eurobono yaratılması için bir arka kapı oluşturma ihtimali. Ancak Eurobono’lar ihraç edicilerin birbirlerine karşılıklı garantiler verdikleri bir anlaşma. AMB ise bir ihraç edici değil, bağımsız bir kuruluş ve satın alma kararı da kendisine ait. Ayrıca riskin %80’i milli merkez bankaları tarafından göğüsleniyor.

Eurobono’lara Kuzey Avrupa itirazı parasal müdahaleciliğin yapısal reformları caydırmaya yönelik ahlaki tehlike (moral hazard) endişelerini yansıtıyor. Fakat uzun süreli durgunluğun tanımladığı güncel durumda, reform için “başka bir alternatif yok” argümanı günbegün güç kaybediyor. Görünür bir faydası olmayınca reform yorgunluğu ortaya çıkıyor. Yeni politika karışımı makro-seviye destek ve mikro-seviye değişimi birleştirmeli.

PG’nin mali disiplini yok etmesi argümanı direkt reddedilemez, çünkü destekçileri ve karşı çıkanları artık PG’nin zamanının geçtiği konusunda aynı fikirdeler. Ancak, AMB’nin tahvil alımlarının hükumetleri piyasa baskısından koruduğu iddiası doğru olsa da bu baskılar genelde etkisiz kalmaktaydı. Anlaşmalara bağlı kalmak ve sorumluluklarını yerine getirmek hükumetlerin sorumluluğu. AB’nin “mali sıkılaştırması” bunun için var.

Son olarak, Alman eleştirmenler AMB’nin para politikasının Alman ekonomik koşullarına uygun olmadığını konusunda şikâyetlerde bulunuyorlar. Bu hem doğru hem de kaçınılmaz. AMB Euro bölgesinin tamamından sorumlu. Dolayısıyla uyguladığı para politikası her zaman bütün üyelerin ihtiyaçlarıyla mükemmel bir şekilde uyuşamaz. Euro’nun ilk 10 yılında AMB’nin politikaları İspanya için fazla gevşekti, şimdi de Almanya için fazla gevşek. AMB işini yaptığı için suçlu tutulamaz.

[Bu yazı 31 Ocak 2015’te Project Syndicate‘de İngilizce olarak yayınlanmıştır.] [author] [author_image timthumb=’on’]http://www.voxnr.com/c_images/icono/1405/jean-pisani-ferry_168.jpg[/author_image] [author_info] Jean Pisani-Ferry Berlin’de Hertie School of Governance’da profesördür ve ayrıca şu anda Fransız hükümetinin Politika Planlama Genel Müdürü olarak çalışmaktadır. Brüksel merkezli Bruegel düşünce kuruluşunun eski direktörüdür.[/author_info] [/author]

Yazar/Çevirmen Hakkında

Yorum Yapın

Takip

Son Yazılar

Son Yorumlar

Kategoriler

Arşivler