Hindistan’da Büyümeyi Devam Ettirmek – Raghuram Rajan

[Ceviri: Burak Sezgin]

MUMBAI – Küresel ekonominin yavaşlaması Hindistan’ı da es geçmedi. Milyonlarca vatandaşını fakirlikten kurtarmak için gerekli olan büyümesini sürdürebilme yolunda ekonomi-politikası yaklaşımını tekrardan gözden geçirmeye ihtiyacı var. Eğer Hindistan başarılı olacaksa, bölgesel ve ulusal talebi derinleştirmesi, makroekonomik kurumlarını güçlendirmesi ve açık bir küresel sistem için mücadeleye katılması gerekecek. Yurtdışında zayıflayan beklentiler Hindistan’ın azmini düşürmemeli.

Bu azmi desteklemek verim artırıcı yatırımları, özellikle de altyapı alanında, gerektirecek. Ülkenin her köşesi ulusal ve uluslararası pazarlara yollar, tren yolları, limanlar ve havalimanları ile bağlanmalı. Enerji, yer altı kaynakları ve su gibi girdilere rekabetçi fiyatlara ulaşılabilmeli. Ülke daha kapsamlı pazarlara mobil araçlar ve geniş-bant sistemler ile bağlanmalı. Finansmana ulaşım, özellikle de bu imkânlardan normalde uzak kalmış gruplara, kolaylaştırılmalı. Bu hedeflere ulaşabilmek için planlar geliştiriliyor, şimdi ise uygulamaya geçilmeli.

Kaynak: www.commodityonline.com
Kaynak: www.commodityonline.com

Ayrıca, beşeri sermaye geliştirilmeli. Bunun için Hindistan vatandaşlarının sağlıklı ve ehil olabilmesi için sağlık, beslenme ve hıfzıssıhha alanında büyük yatırımlar yapılmalı, işgücü piyasasında değerli kabul edilen yetenekleri geliştirmeye uyarlanmış bir eğitim sistemi geliştirilmeli ve firmaların eğitime yatırım yapmasını teşvik edecek işler yaratılmalı. Bunların başarılması bürokrasinin ekonomiye hizmet etmeye odaklanmasına bağlı, çoğu zaman olduğu gibi tam tersine değil. Umut verici bir şekilde siyasal liderlik “minimum yönetim, maksimum yönetişim” sistemine bağlılığını bildiriyor.

İç talep ile büyümeyi körüklemek dikkatlice yönetilmesi gereken bir durum. Ülke olarak herhangi bir güç blokuna dahil olmayan Hindistan’ın kendini (İspanya ve Portekiz gibi bir çok gelişmiş ülkenin de içine düşmüş olduğu) çok yönlü bir yardıma ihtiyaç duyacak pozisyona sokma şansı yok. Ortada mali açıkların cari açık ve borcu körüklediği bir fazla uyarılma riski var ve bu paranın sıkı olması durumunda aniden sürdürülemez hale gelebilir. Ani yükseliş ve düşüşlerden kaçmayı başarabilen birkaç gelişmekte olan ülke var ve bunu sağlam politika çerçevelerine borçlular.

Mali ihtiyat şart. Hindistan’ın açıkları kontrol etmeye ve bütçelerin kalitesini gözlemlemeye yönelik kurumlara ihtiyacı olup olmadığı sorusu da tartışmaya değer. Birkaç ülkede bütçe üzerinden görüş beyan eden bağımsız kurumlar var. Bu kurumlar bütçe tahminleri sağlamak konusunda büyük önem arz ediyorlar, özellikle de fonlanmamış uzun vadeli borçlar için. Gelişmiş ülkelerin tecrübeleri gösteriyor ki uzun vadeli mali yükümlülükler (genel emeklilik ve sağlık sistemleri gibi) yapması kolay yerine getirmesi zor politikalar olarak göze çarpıyor.

Parasal tarafta Hindistan Merkez Bankası (Reserve Bank of India) enflasyonu düşük ve dengeli tutarak büyüme için ideal koşulları hazırlamaya odaklanmalı. Enflasyona odaklanırken bir yandan da gelişmekte olan ülkelerin sanayi ülkeleri kadar sorunlara karşı dirençli olmadığının da farkında olmalı. Gelişmekte olan ülkeler daha kırılganlar ve halklarının ekonomik koruma sistemleri daha zayıf. Dezenflasyon, gerektiği zaman bile, çok aşırı olmamalı.

cr_mega_482_rbi09_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0
Kaynak: www.deccanchronicle.com

Hindistan Merkez Bankası ayrıca mali istikrara da dikkatini vermeli. Bu normalde ikincil bir hedef, ancak düşük enflasyonlu bir kredi ve varlık-fiyatı patlaması durumunda merkezi konuma gelebilir. Hatırda tutulması önemli olan şey merkez bankasının görevinin hisse fiyatlarını desteklemek değil, ekonominin alttaki temellerinin ve finansal sisteminin sürdürülebilir büyümeye ortam oluşturmasını sağlamak olduğudur.

Hindistan yakın gelecekte cari açık vermeye devam edecek. Bu dışarıdan net finansman ihtiyacını gösteriyor. En istikrarlı finansman yolu olan Doğrudan Yabancı Yatırım’ın (DYY) ekstradan bir de yeni teknolojiler ve metotları getirme faydası bulunmakta. Fakat Hindistan DYY çekmek için çıkarlarından taviz verecek şekilde davranmamalı. Örneğin, Hindistan’ın ilaç patenti almak için koştuğu şartlar uluslararası ilaç şirketleri ne derse desin gayet makul. Ancak Hindistan politikalarının şeffaf olmasına dikkat etmeli ve kontratlara dair anlaşmazlıklar, özellikle de vergisel olanlar, hızlıca çözüme kavuşturulmalı. Bunu sağlamak için çabalar çoktan başladı.

Son olarak çok ihtiyaç duyulan yer altı kaynaklarını ihraç etmeyen ve yüklü miktarda emtia ithalatına bağımlı bir ülke olarak Hindistan açık, rekabetçi ve canlı bir uluslararası ticaret ve finans sistemine ihtiyaç duymakta. Hindistan’ın enerji güvenliği, örneğin, uzaktaki kırılgan ülkelerde petrol varlıkları sahipliğine değil, küresel petrol piyasasının iyi çalışmasına ve bozulmamasına dayanıyor. Uluslararası ekonomik alışverişlerde tarafsız hakemlik yapabilecek güçlü, bağımsız ve çok yönlü kurumlar Hindistan’ın çıkarına.

Şimdilik, uluslararası parasal sistem gelişmiş ülkeler tarafından uygulanmış yapılar üzerine işlemekte. Her ne kadar bu yavaş yavaş değişmekte olsa da, hızlı bir değişime olan ihtiyaç her geçen gün artmakta. Gelişmiş ülkeler yavaş büyüme ve büyük borç yükleriyle mücadele ederken açık küresel bir sistemdeki çıkarları çantada keklik görülemez. Hakikaten de bu ülkelerin politika yapıcılarının dikkatleri büyük ihtimalle korumacı önlemlere artan talebin de sonucu olarak içeriye dönecek.

Dolayısıyla, küresel ekonomiyi açık tutma sorumluluğu Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin üstüne düşüyor. Bu yüzden bu ülkeler çok yönlü kurumlarda kotalar ve reform ajandaları için bastırmalı ve küresel alanda yeni ajanda, fikir ve düşünceleri enjekte etmeliler. Hindistan artık gelişmiş ülkelerin tasarılarına karşı çıkmakla yetinemez, kendi tasarılarını ortaya koymalı. Araştırma bölümleri, üniversite ve düşünce kuruluşlarımız Hindistan’ın temsilcilerinin kullanabileceği fikirler oluşturmak zorunda.

Hindistan fiziksel ve beşeri sermayeye yatırım yapıp temkinli mali ve parasal politikalar izlerse serpilmeye devam edebilir. Ancak bu strateji ancak Hindistan’ın uluslararası alandaki yerini kabul etmesiyle mümkün.

[Bu yazı 2 Subat 2015’te Project Syndicate‘de İngilizce olarak yayınlanmıştır.]

[author][author_image timthumb=’on’]http://iktisat.biz/wp-content/uploads/2015/02/5bf3cdfd8882021f355ef3f0b80579f9.square.png [/author_image] [author_info] Raghuram Rajan, Hindistan Merkez Bankası’nın başkanıdır. Daha önce University of Chicago – Booth School of Business’te Finans Profesörü olarak görev yapmaktaydı.[/author_info] [/author]