Lisans Eğitimini Sosyal Bilimlerde Almayı Düşünen Arkadaşlara Nasihatler

Birazdan aktaracağım satırlar University of British Columbia’da (Vancouver, Kanada) yüksek lisans öğrencisi olduğum dönemde öğrenci asistanı olarak Siyaset Bilimine Giriş dersinin sınıflarında verdiğim derslerden derlenerek Türkiye’deki arkadaşlara uyarlanmıştır.

Benim şahsi tecrübelerimden ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla sosyal bilimler alanı, özellikle siyaset bilimi, bir lisans seviyesi akademik alanı değildir. Bugün akademinin çalışma tarzına ve siyaset biliminde okunan makalelere bakarsak (Acemoğlu & Robinson serisi ) istatistik ve matematiğin artık akademide önemli bir temel olduğunu görüyoruz.

Benim yüksek lisans tezim Kanada milletvekillerinin (senatörlerin) emeklilik maaşlarının (daha genel tabirle mali kazanımlarının) bu vekillerin siyasette kalma sürelerine etkisi üzerine idi. Bu analizi yapabilmem için 700.000’in üzerinde gözlemi olan 100’den fazla değişkene sahip bir veri tabanı oluşturdum. Ben bu veri tabanını 1,5 senede oluşturabildim. Aylarca bilgisayar başında günlük 12-14 saat geçirmem gerekti. Bunların en büyük sebebi biraz da olsa programlama ve “data mining” bilmememdi. Bu çalışmada bana danışmanlık yapan hocam ABD’de Rochester Üniversitesinden Siyaset Bilimi doktoralı. Bu doktora programı istatistik ağırlıklı bir program olup bitirenler ekseriya Harvard ve Stanford gibi üniversitelerde hemen akademisyen olarak iş bulabilmektedir.

Peki, bu tezi neden seçtim? Bu tezi seçmemin temel amacı istatistik öğrenebilmekti. Yüksek lisans eğitimim boyunca da teorik derslerden ziyade metodoloji ve modelleme derslerine ağırlık verdim.

Arkadaşlara bilhassa siyaset bilimi ve iktisat yerine matematik bölümünü tavsiye etmemin genel sebebi de budur. Bu alana gönül verip yarın Adam Smith gibi Hayek gibi ya da Karl Marx gibi sadece teori oluşturarak kitap yazmak suretiyle teorisyen olur muyum diye düşünüyorlarsa hiç boşuna heveslenmesinlerBu devirde artık sadece fikirle ifade devri BİTMİŞTİR. Matematik ile söylediklerinizi destekleyemiyorsanız artık amiyane tabirle sizi kimse takmıyor. Bugün benim olmasa bile arkadaşlarımdan gördüğüm tecrübeyle sabittir ki ekonomide doktora yapacak arkadaşlar ekonometri ve matematik temeliniz sağlam değilse hiç o alana başvurmayın. Stanford gibi Harvard gibi üniversitelere girseniz bile bitirebilme ihtimaliniz çok çok düşük.

Arkadaşlar, Rousseau’yu 25 yaşında da 55 yaşında da okuyabilirsiniz; fakat matematik temeli erken yaşlarda alınması gereken bir temeldir. 55 yaşında matematik öğrenip de akademik çalışma yapamazsınız. Matematik bütün ilimlerin temelidir.

Yukarıda bahsettiğim karamsar tablo iş piyasasına girince biraz da vahimleşiyor. Şirketlerin analitik zekâya sahip bireyler aradığını da düşündüğünüzde siyaset biliminden ziyade iktisadın faydasını görürsünüz.

Bu yazıyı bitirmeden önce şunu da eklemek isterim: Ben lise eğitimimde Türkçe – Matematik alanını Robert Kolej’de İleri Fizik aldıktan sonra seçtim ki Robert standartlarında Matematik – Fen mezunu olabilmek için gerekli şartları da tamamlamıştım. Üniversite girişinde tercih yapacak arkadaşlarımızın birçoğu da matematik ya da sayısaldan kaçtığı için siyasete yöneliyor. Sonucu arz-talep eğrisiyle açıklamak gerekirse siyaset için iş olanakları (siyaset mezunu olanlara talep) görece olarak sabit kalıyor ya da az artıyor. Bunun aksine öğrenci sayısı ise sürekli artıyor. Haliyle piyasada fazla olanın değeri (değerden kasıt maaşlardır) düşer.

Son olarak şunu söylemeliyim ki yukarıda ifade edilen görüşler şahsi görüşlerim olup bu siteye gönül vermiş ya da emek veren arkadaşları hiçbir şekilde bağlamaz.

Faruk Pınar, lise öğrenimini İstanbul Robert Koleji’nde tamamladıktan sonra Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden aldı. Lisans sonrası egitimini Kanada’nın ünlü üniversitesi University of British Columbia’da yine aynı alanda tamamladı.

1 Yorum

Yorum yapmak için tıklayınız